Kaldığı yerden Devam
Ertesi sabah hem Mirey, hem de Erman için yepyeni bir gündü. Kendi paylarına harika bir gece geçirmişlerdi ve buna inanamıyorlardı. Erman, bugüne dek hep uzaktan izlediği, hiçbir yakınlaşma fırsatı bulamadığı ve herhangi bir ilişkiyi aklına bile getirmediği Mirey’le harikulade bir gece geçirmiş, bu enfes kadınla her pozisyonda birlikte olmuştu. Mirey ise Erman’ın hiç bu kadar sevecen ve yatakta kendisiyle uyumlu olacağını düşünememişti. Ve şimdi ikisi de birbirine karşı yoğun bir çekim hissediyordu. Buna aşk bile denebilirdi. Birbirlerini yeniden görmek için yanıp tutuşuyorlardı.
Sigara içmek için çıktığım merdiven boşluğunda karşılaştığım Mirey ile kısaca olanları konuştuk. Kulaklarına inanamıyordum. Kim derdi ki, kariyerini kurtarma uğruna Erman Bey’le yatan Mirey ona aşık olsun? İpler elimden kaçmadan bir şeyler yapmak isterken Bana beklemediğim fırsatı Mirey verdi: Erman eşiyle konuşup, onu annesinde birkaç gün daha kalmaya ikna etmişti. Bu arada kendini cepten arayan kocasına o gece çok geç çıkacağını, belki de eve gelemeyeceğini söyleyen Mirey durunu netleştiriyordu. Mirey ve Erman’ı yeni bir aşk gecesi bekliyordu…
Elime geçen fırsatı kaçırmak istemediğim için soluğu tuvalette aldım. Makyajımı tazeledim, zaten dizüstü olan eteğimi biraz daha yukarı çektim, aynada kendimi dikkatle inceledim. Kararımı vermiştim; doğru Rıfat Bey’in yanına gidecek ve onu avucumun içine alacaktım. Bana her zaman ilgili davranmıştı Rıfat Bey. Ama asılmamıştı. İşte şimdi ilgisine karşılık görecekti. Patronumu elde ederek, Erman ve Mirey’i şirketten silmek istiyordum. Böylece hem Mirey’den intikam almış, hem de Erman Bey’in yerine GMY olma şansını yakalamış olacaktım. Bunun için her şeyi yapabilirdim…
Ben tüm bunları düşünürken Telefonum çaldı arayan Tolgaydı.
– “Merhaba sevgilim ne yapıyorsun yoğun musun?”
– “Çalışıyorum hayatım ne olsun günlük rutin işler işte” dedim. Elbette kocama Mirey ve Erman için kurduğum sinsi tuzaklardan ve kendisinden ayrılmayı ciddi ciddi düşündüğümden bahsedemezdim. Tolga Telefonu kapatınca yeniden masamdaki işlere daldım.
Telefonun tekrar çalması ile başımı bilgisayar ekranından kaldırıp telefonu elime aldım. Bilmediğim bir numara arıyordu. Alo der demez karşıdaki sesi tanımıştım. Mersin bayi Turgut yılışık sesi ile
-“Merhaba Sonay Hanım nasılsın?”
-“Teşekkür ederim Turgut Bey iyiyim. Hayırdır bişey mi oldu.?”
-“Yok canım ne olacak hatırıma geldiniz birden. Arayım bir halinizi hatırınız sorayım dedim Eeee ne de olsa o kadar güzel anılarımız var değil mi? Yoksa memnun olmadınız mı?”
-“Teşekkür ederim aradığınız için sağ olun ama şimdi kapatmam gerek.”
– “Sonay Hanım dedim ya sizi çok özledim. Bak ne diyeceğim. Hafta sonu için karşı yunan adalarından rezervasyon yaptırıyorum bir günde erken izin alırsın üç günlük bir kaçamak yaparız ne dersin?”
-“Turgut Bey hatırlarsanız son görüşmemizde beni bir daha aramayacağınıza dair söz vermiştiniz. Bakın ben evli biriyim öyle her aradığınızda sizinle görüşemem bu konuda anlaşmıştık sizinle.”
-“O anlaşmanın süresi doldu onu yenilememiz gerek.”
-“Yeni bir anlaşma yok ve olmayacak bunu aklınızdan çıkarın lütfen şimdi kapatmam gerek” dedim ve konuşmasına cevap vermeden telefonu kapattım.
Kendimi yeniden masamdaki işlere verdim. Ama konsantrasyonum tamamen kaybolmuş kendime olan tüm güvenimi yitirmiştim. Biraz sonra e postama bir mail düştü. Konu başlığında “Çok acil mutlaka okumalısın” diyordu. İstemeyerek de olsa maili açtım.
-“Telefonuma beş dakika içinde cevap vermediğin takdirde aşağıdaki videoların şirketteki tüm çalışanların millerine gideceğinden emin olabilirsin” Yazıyordu. Teleşla Mailin ekindeki videoya tıkladım. Mersin bayi Sadık Bey’e yaptığım oral seksin görüntüleri vardı. İkici videoda ise Rize Bayi Ahmet bağırta bağırta beni götümden sikiyordu.
Bir anda kendimi kapana kızılmış hissettim. Tam işlerimi yoluna koymuş Tolga’dan da Mirey’den de intikamımı alacağım sırada bu kahrolası nereden ortaya çıkmıştı ki. Kendimi riske atmayı göz alamazdım.
Turgut’un telefonunu çevirdim
-“ Merhaba aşkım sanrım kısa bir tatil bana da iyi gelir.” Dedim.
-“Harika biliyordum kabul edeceğini” dedi o anda salyalarının aktığından emindim. Turgut’la istediği tatile gidecektim. Ama bu süre zarfında ne pahasına olursa olsun ondan o görüntüleri almam gerekiyordu.
Cuma günü birkaç saatlik deniz yolculuğundan sonra adaya vardık. Adaya varınca doğru otelimize gidip odamıza yerleştik sonrada dışarı plajda bir müddet yüzdükten sonra dışarı çıkarak etrafı dolaşmaya başladık bol resimler çekip gezilebilecek her yeri gezmeye çalışıyorduk bu gün yarınsa denize girecektik. Turgut bana karıymışım gibi davranıyor kendisine de kocacığım dememi istiyordu.
Akşam olduğunda yemeğimiz Otelin restoranında yedik. Sonra odamıza çıkarak üzerime en seksi kıyafetlerimden birini giydim ve barlar sokağına doğru yürümeye başladık. Sokak tıklım tıklımdı adeta iğne atsan yere düşmeyecek derecede kalabalıktı. Caddede Yunanistan’ın çeşitli bölgelerinden ve Avrupa ülkelerinden gelmiş tatilciler akınlar halinde bir taraftan bir tarafa gidiyor hemen hemen her barın önü tıka basa insan kaynıyordu. Bir müddet sokakta gezindikten sonra gözümüze kestirdiğimiz bir bara girdik. Loş ışıklar yoğun sigara dumanı ile birleşince göz güzü görmez olmuştu içerde. Piste yakın bir yerde boş masalardan birini bulduk Ve kendimize birer tekila söyledik.. Daha içkilerimizi bitirmemiştik ki yanımıza üç tane Yunanlı genç gelip İngilizce selam vererek oturabilir miyiz dediler. İznimizi beklemeden de oturmaya başladılar. Gençler oldukça konuşkan gözüküyorlardı. Bir yandan Turgut’a ve bana sürekli bir şeyler anlatıyorlar bir yandan da kısacık eteğimin yırtmacından iyice açılan bacağıma kaçamak bakışlar atıyorlardı. İçkiler bittikçe yenileri söylendi. Sohbet iyice irerlerdi. Artık gençler bakmakla yetinmeyip bacaklarımı kalçalarımı elleyerek resmen beni taciz etmeye başlamışlardı. Gençlerden biri elini eteğimin altına sokmuş kalçalarımı okşuyordu
Kontrolü kaybetmek üzere olduğumun bilincindeydim. Ateş, tüm vücuduma yayılmıştı artık. Gözlerimi kaldırıp Turgut’a baktım. Yuvarlak masanın tam öbür tarafında, dirseklerini masaya dayamış, yanındaki Yunanlıyla, koyu bir konuşmaya dalmıştı Turgut. Bakışlarımı far kedince, gözlerini bana çevirdi. Bir an bakıştık. Aslında gözlerimden yalvarma fışkırdığının farkındaydım. Kurtarılmayı bekliyordum. Ama umduğumu bulamadım Turgut’un gözlerinde. Sarhoş olduğu belliydi Turgut’un. Yalnızca gülümsedi. Sonra yine yanındakiyle konuşmayı sürdürdü. Ya olup bitenin farkında değildi, ya da aldırmıyordu.
Bacaklarım titriyordu artık. Götüm, elimde olmadan giderek açılıyor, yavaş hareketlerle içine girip çıkmakta olan parmağa, adeta kendiliğinden izin veriyordu. Başımı çevirip, aklımı başımdan alan parmağın, sol yanımda ayakta durmakta olan sahibine baktım. Yüzü şehvetle kasılmıştı Yunanlının. Gözleriyle sikiyordu beni. Sonra sağıma, yandan vücudunu bana iyice yaslamış olan öbür Yunanlı’ya döndüm. Adamın kazık gibi olmuş yarağı, belime dayanmıştı. Yüzündeki ifade ise arkadaşınınkinin, neredeyse aynıydı.
– “Tanrım, beni sikecekler…” diye düşündüm – “Burada, herkesin içinde, ikisi birden sikecekler…”
Adamın eli, aynı anda önden gelip eteğimin altına girdi. Bilinçsizce bacaklarımı araladım. Sert, kalın ve kıllı parmaklar, bir anda amıma ulaştılar. Sonra içlerinden biri, vıcık vıcık sulanmış amının dudakları arasından içine kayıverdi. İki parmak birden vardı şimdi içimde. Biri amımda, öbürü götümde. Birden orgazm olmaya başladım. Vücudum sarsılıyor. Düşmemek için, masaya sıkı sıkı tutundum.
Kendimi biraz topladığımda, yeniden Turgut’a baktım. Hiç bir şeyin farkında değildi Sonra bütün bunların nasıl olduğunu düşünmeye çalıştım.
Bu Yunan adasına, daha bu öğlen gelmiştik. Erken saatlerde İzmir’den yola çıkarırken hava sıcaktı. Ama burası çok daha sıcaktı tabii. Bu da hoşumuza gitmişti tabii. Bu gece hem eğlenip hem de de, dans edecektik Oysa şimdi, bizlerle birlikte masanın çevresinde durmakta olan üç Yunanlı yanımıza sokulmuştu. Onların kafalarından geçeni, daha ilk anda anlamıştım tabii. Bakışlarından belliydi bu. Üstelik, bütün suç, büyük ölçüde bendeydi.
Amacım elimden geldiğince tahrik edici giyinip Turgut’u kıskandırmaktı.. Aslında çok basitti giysim. Uçuk mor, incecik jarse krepten yapılma bir şeydi. Üst kısmını, omuzlarımdan geçen ince askılar tutuyordu. Dekoltesi fazla değildi ama, memelerim, ince kumaşın altından tüm hatlarıyla belli oluyordu. Her zaman gurur duymuştum memelerimle. Pek büyük değillerdi gerçi ama, kütür kütür sert ve yusyuvarlaktılar. Giysinin kumaşı, karnımı ve kalçalarımı iyice sarıyordu. Güzel görünmeyeceğini bildiğim için, külot giymemiştim. Göbeğimin çukurluğu belli oluyordu. Hatta, biraz aşağıda, çevresi iyice temizlenmiş amının üstünde bıraktığım bir tutam kılın kabarıklığı da belliydi. İncecik kumaş, arkadan da, kalçalarımın arasına hafifçe giriyor ve vücudumun en güzel yerlerinden biri olan kalçalarımı, baş döndürücü bir biçimde sergiliyordu. Eteğim ise o kadar kısaydı ki, kalçalarımın hemen altında bitiyordu. Kıyafetimi, ayaklarıma geçirdiğim, alabildiğine yüksek topuklu, arkaları açık, ön tarafları ise tümüyle transparan bir plastikten yapılmış ayakkabılarla tamamlamıştım. Sanki çıplak gibi görünüyordu ayaklarım. Beyaz, pürüzsüz ve inanılmaz güzellikteki bacaklarım, ayakkabılarımın yüksek topukları ve eteğimin kısalığı nedeniyle, daha da uzun görünüyordu. Turgut beni böyle gördüğünde, gözleri parlamıştı.
Restoranda da epey ilgi çekmiştim görüntümle ama, gece kulübüne gittiğimizde de her şey başkalaşmıştı. Restoranda, otelin, tamamı çeşitli ülkelerden yabancılardan oluşan müşterileri vardı yalnızca. Gece kulübü ise yarı yarıya Yunanlılarla doluydu. Esmer ve aç bakışlı Yunanlı erkeklerle. Plaja oldukça kalabalıktı, Ama daha kapıdan girdiğimiz anda fark edilmiştim. Kendimize en dip tarafta, çevresinde ayakta durulan bu masayı bulana kadar dolaşmak zorunda kaldık. Tüm bu süre zarfında da, onlarca Yunanlı, gözleriyle sikmişti beni.
Sonunda, garsona içkileri ısmarladığımızda, Turgut’un ağzı kulaklarındaydı. Hep böyle olurdu zaten. Başka erkeklerin ilgisini çekmem den mutlu oluyordu.
– “Çok güzelsin…” dedi gülümseyerek, – “İnsanın aklını başımdan alıyorsun… Üstelik yalnızca benim de değil…”
Sadece gülümsedim ona. Doğrusu şikayetim yoktu. Deneyimlerimle, Turgut’un tahrik olmaya başladığını, gece ilerledikçe daha da çok tahrik olacağını biliyordum. Sonunda odamıza çekilip yalnız kaldığımızda, geceyi, müthiş bir sikişle noktalayacağımıza emindim. Çevreyi seyretmeye başladım.
Hemen yanımızdaki masanın çevresinde, üç Yunanlı erkek vardı. Üçü de yakışıklıydı doğrusu. Üstelik, yalnız görüntüleriyle değil, giyinişleriyle de, turistlerden çok değişiktiler. Dar pantolonlar ve tiril tiril gömlekler giymişlerdi. Üçünün de yakaları iyice açıktı. Göğüslerindeki siyah kıvırcık kıllar, çok hoşuma gitmişti. Anladığım kadarıyla, Ben de Yunanlıların hoşuna gitmiştim. Kapkara gözleriyle, sürekli Beni seyrediyorlardı. Bu da, içimin tatlı tatlı ürpermesine neden oluyordu tabii.
Turgut biraz hızlı içiyor, beni de peşinden sürüklüyordu bu akşam. Kısa sürede, ikimizin de kafaları iyi olmuştu. Kendimi müziğin ritmine kaptırmış, olduğum yerde hafif hafif oynuyordum ki, yan masadaki Yunanlılardan biri yanımız da bitip Beni dansa kaldırdı. İlk başlarda, birbirilerimizi seyretmiştik yalnızca. Yunanlının hoş vücudunu seyrediyordum. Böyle seyredilmek çok hoşuma gitmişti. Biraz da bu nedenle olmalı, giderek daha da cüretlenmeye başlamıştım. Bir dansözün kıvraklığıyla dans ediyordum.
Ama asıl dananın kuyruğu, müzik birden yavaşa döndüğünde kopmuştu. Yunanlı Beni bir anda kollarının arasına almış ve sert vücudunu Benimkine yaslamıştı. İlk hissettiğim, karnıma dayanan o müthiş sertlik olmuştu tabii. Yunanlının kalkık kazık gibi kesilmiş yarağı, sanki alev alev yanıyordu. Bu da, başımın daha da fazla dönmeye başlamasına neden olmuştu yalnızca. Üstelik artık yalnızca içkinin etkisiyle değil, içimde birden tutuşuveren ateş nedeniyleydi bu.
Yunanlı Benim direnmediğimi far keder etmez, biraz daha cesaretlenmiş ve daha sıkı sarılmıştı. Adeta ayakta sikiyordu Beni. Bunun doğal sonucu da, içimdeki ateşin büyümesi olmuştu yalnızca. Kendimi iyice bırakmıştım bu tanımadığım Yunanlının kollarına. Amımın, inanılmayacak kadar sulandığını hissediyordum. Başımı onun boynuna gömmüş, değişik erkek kokusunu içime çekerek, kalçalarımı hafif hafif hareket ettiriyordum. Hayatımdan son derece memnundum.
Müzik yeniden hızlandığında dansı bırakıp masaya geri dönmüştük Masada bir sürprizle karşılaşmıştım. Öteki Yunanlılar da şimdi bizim masamızda, Turgut’un yanımdaydılar ve üçü, koyu bir sohbete dalmışlardı. Kısa bir süre sonra da, ikinci Yunanlı dans pistine götürmüştü beni. Bu küçük macera da, kısa sürede birincisine dönünce, iyice kendimi bırakmıştım. Artık Yunanlıların hepsi, sırayla beni dansa kaldırıyor ve pistin ortasında, adeta ayakta sikiyordu. Vücuduma dayanan kalkmış sikler, inanılmaz büyük bir zevk vermeye başlamıştı. Tabii bu arada adamların elleri de vücudum da dolaşıyor, ellenmedik yerini bırakmıyorlardı. İşin ilginç yanı ise Turgut’un tepkisizliğiydi.
Sonra Yunanlılar, işi giderek büyütmüş, adeta azmışlardı. Masanın çevresinde hep birlikte ayakta durup içmeye devam ederlerken, içlerinden biri her zaman Turgut’un yanında durup onu lafa tutuyordu. Öbürleri ise beni araların da makasa almaya başlamışlardı. Elleri sürekli oram da buram da dolaşıyordu. Adamlardan biri, arkadan getirdiği elini eteğimin altından bacaklarımın arasına sokmuş ve amımı avuçlayı vermişti. O kadar heyecanlanmıştım ki, itiraz bile edememiştim. Bir süre sonra da adamın parmağı, amımın açılmış dudakları arasından içeri kaymış ve aklımı başımdan almıştı. Ama bununla da yetinmemişti Yunanlı vıcık vıcık ıslanıp kayganlaşmış parmağını, amımdan çıkarıp götüme sokuvermişti. Bu yetmiyormuş gibi öbür Yunanlı’da parmağını amıma sokmuştu. Nerdeyse orgazm olma sınırına gelmiştim.
soluklanmaya çalışıyor. Dizlerim titriyordu. Bu arada, Yunanlılardan biri garsona işaret edip, hepsi için birer içki daha ısmarladı. Turgut’la yeniden göz göze geldik. Tanrım ne yapıyordu bu adam. Gerçekten de hiç bir şeyin farkında değildi galiba. Bardağımı elime alıp, büyük bir yudum içtim. Aynı anda da, solumdaki Yunanlının elini uzatıp, sol elimi bileğimden tuttuğunu hissettin. Elimi çekiyordu adam. Direnemedim bile. Parmaklarım, taş gibi sert bir yarağın ateş gibi yanan tenine değdiğinde, yeni bir titreme dalgası sardı vücudumu. Beynimin, kontrol edemediğim bir yerinden gelen emre uyup, sıkı sıkı tuttum onu. Tanrım, ne kadar da büyüktü.
Yunanlıyla göz göze geldik. Kapkara gözleriyle sikiyordu adam Beni. Yavaş hareketlerle, elimdeki yarağı okşamaya başladım. Az önce parmağını önce amıma, sonra da götüme sokup, orgazm olmamı sağlamaya neden olmuştu bu Yunanlı. Şimdi de benden karşılığını bekliyordu. Bereket çevremdekilerden durumun farkında olan yoktu. Ama Sonay, birileri Beni görse bile umursamayacağımın farkındaydım. Elimdeki sik, aklımı başımdan almıştı sanki. Üstelik sağ tarafımdaki Yunanlı da, şimdi elini eteğimin altına sokup kalçamı okşamaya başlamıştı. Bu arada, araların da Yunanca da konuşuyorlardı adamlar. Kısacası, olup bitenleri, Turgut’dan başka bilmeyen yoktu. Eh, bu da onun kaybıydı doğrusu.
Yunanlının yarağı elimin altında iyice sertleşmişti artık. Kısa sürede boşalacağını anlamış ve daha hızlı bir tempoyla, yarağını sıvazlamaya başlamıştım. Birden adamın kasıldığını hissettim. Elimdeki yarağın altında boydan boya uzayan sperm borusu şişti. Sonra fışkırtmaya başladı Yunanlı. Avucumun içinde peş peşe salvolar halinde fışkıran spermlerin nereye gittiğini göremiyordum. Masanın altında bir yerlere fışkırtıyordu tohumlarını. Ama yine de, bir kısmı parmaklarıma bulaşmış ve olanca yakıcılığıyla, başımın biraz daha dönmesine neden olmuştu.
Adam durulunca, elini çektim. Parmaklarım, spermlerle pırıl pırıl parlıyordu. Biran için ne yapacağımı bilemedim. Ama kalçamı okşamakta olan öbür Yunanlı, bir parmağını kalçalarımın arasına sokup götümle oynamaya başladığında, birden verdim kararımı. Elimi ağzıma götürüp, birer birer emmeye başladım parmaklarımı. Tanrım, ne kadar güzeldi tadı. Sperm kokusu burnuma doluyordu. Tam o anda Yunanlının parmağı götüme giriverdi. İçim de bir top patlamış gibi oldu. Öbür eliyle masaya tutundum. Yine orgazm olmaya yaklaşıyordum. Bacaklarım, bir kez daha taşımaz olmuşlardı Beni.
Kendimi biraz toparladığımda, götüm hala, Yunanlının parmağıyla doluydu. Tanrım, neler yapıyordu bu adamlar böyle. Üçü de sikmek istiyordu Beni. Bu kalabalık yerde bunu yapamayacakları için de, her yerimi elliyorlar, amıma, götüme parmaklarını sokuyorlardı. Kafam bu kadar iyi olmazsa, böyle ileri gitmelerine izin vermezdim her halde. Ama şu anda itiraz etmeyi aklıma bile getirmiyordum. İtiraz etmek ne demek, üstelik bundan son derece memnundu da. Götüm iyice açılmıştı şimdi. Rahatlıkla parmağını sokup çıkarıyordu Yunanlı. Beni parmağıyla sikiyordu sanki. Hem de götümden.
Göz ucuyla, az önce yarağını eline alıp orgazm olmazını sağladığım Yunanlının masanın öbür tarafına, Turgut’un yanına gittiğini gördüm. Hemen peşinden de, şimdiye kadar o tarafta durmakta olan Yunanlı yanıma geldi. İkili kıskaç sürüyordu yani. Birden kararımı verdim adamdan önce davranıp elimi aşağı indirdim ve kocaman olmuş yarağını pantolonunun üstünden avuçlayıverdim. Sonra öbür elimi de indirdim aşağı ve sağımdaki Yunanlının yarağına uzandım. Göz ucuyla, ikisinin de sırıttıklarını görebiliyordum.
Kısacık bir sürede, ikisi de pantolonlarının önünü açmış ve siklerini dışarı çıkarmıştım adamların. Şimdi iki elimde de, birbirinden büyük, birbirinden sert, ateş gibi yanan Yunanlı sikleri vardı. Azdıkça, daha çok azdığımı hissediyordum Sonay. Solumdaki Yunanlının eli önden gelip eteğimin altına daldığında, daha da heyecanlandım. Bir yılan gibi, vıcık vıcık amımın dudakları arasından kayıp içine giren ikinci Yunanlı parmağı ise Beni yeniden patlama noktasına getirmişti. İşte bu inanılmaz güzeldi. Bir parmak götüme, bir diğeri de amıma girip çıkıyordu ve iki elim de sikle doluydu. İki yabancı parmak ve iki yabancı sik. Üstelik bu kalabalık bir gece kulübünde, herkesin içinde oluyordu. Hem de Turgut’un burnunun dibinde.
Her an orgazm olabilirdim. İnanılmaz bir şeydi bu. Turgut, gerçekten de olup bitenleri fark etmiyor muydu? Üçü de sürekli hareket halindeydiler en azından. Yunanlıların birer kolları, benim ise iki kolum birden oynuyordu. Turgut ise yanındaki Yunanlı ile Konuşmayı sürdürüyordu.
iki Yunanlının vücutlarının da gerildiğini fark ediyordum. Ah ikisi de orgazm olacaktı. Bunu düşündükçe, içimden çılgın bir isteğin yükselmekte olduğunu da fark ediyordum. O anda, iki erkeğin arasına çömelip siklerini yalamak, emmek istiyordum. Sonra da fışkıran tohumlarını içmek. Ama bunu yapamayacağımı da biliyordum. O kadar sarhoş değildim.
İlk önce, sağ elimdeki sik patladı. Hemen peşinden de sol elimdeki. Ellerim, sperm içinde kalmıştı. Sonra, tüm vücudum titreye titreye, orgazm olmaya ben de gelmeye başladım. Gözlerim kararıyordu.
Şimdi hepsi biraz durulmuşlardı. Bardağımda kalan içkiyi başıma diktim. Bunu gören Yunanlılardan biri de, hemen bir tur daha içki ısmarladı. Acaba ne olacaktı bu işin sonu. Bunu ciddi biçimde merak ediyordum. Yunanlıların üçü de, sikmek istiyorlardı Beni. Bundan hiç kuşkum yoktu. Eğer bulundukları yer uygun olsaydı, bunu şimdiye kadar yaparlardı bile. Onlara direnemeyeceğimi de biliyordum. Şu ana kadar, ne isterlerse yapmışlardı zaten. Kendimi, daha pistte, dansla karışık ayakta sikişler sırasında bırakıp koyuvermiştim. İşin en ilginci de, Turgut’un tutumuydu tabii. Büyük bir aldırmazlık içindeydi Turgut. Karısını hemen yanı başında sikilmişten beter etmişlerdi ve haberi bile olmamıştı. Doğrusu bunu aklım almıyordu. gerçi, bir yıllık evliliğimiz süresince, bir kaç kez aldatmıştım Turgut’u ve anladığım kadarıyla Turgut da bilmesine rağmen ses çıkarmamıştı ama, bu seferki bambaşkaydı.
Tam bunları düşünürken Turgut’un kelimeleri yaya yaya İngilizce konuştuğunu duydum.
– “Burası kapanacak galiba…” diyordu Yunanlılara, – “Hadi bizim odaya gidelim… İçmeye ve konuşmaya, orada devam ederiz…” kulaklarıma inanamıyordum. Yunanlıların gözlerinin parladığını görebiliyordum bu arada. Deli miydi bu adam?
– “Sen ne yaptığını sanıyorsun..?” dedim Türkçe konuşarak.
– “Ne yapıyor muşum..?”
– “Bu adamları odamıza davet ettin…”
– “Eeee, ne olmuş yani..?”
– “Turgut, olup bitenin farkında değil misin sen..?”
– “Ne gibi yani..?”
– “Bunlarımı hepsi, beni sikmeye çalışıyor…”
– “Hadi canım sen de… Seni seyrediyorlar biraz işte… Eminim bu da senin hoşuna gidiyordur…”
– “Odaya gidersek, sikerler beni…”
– “Yok canım… Benim yanımda yapacak değiller ya…”
Sustum. Laf anlamak istemiyordum Turgut. Bu arada hesap ödenmişti bile. Hep birlikte gece kulübünden çıkıp, otelin ana binasına doğru yürümeye başladık. Yine iki Yunanlının arasında kalmıştım. Biri belime sarılmıştı. Ama bununla da yetinmiyordum. Eli gelip, bir pençe gibi bir mememi avuçlamıştı. Öbürü de kalçalarımı okşayıp duruyordu. Turgut ise, üçüncü Yunanlıyla konuşarak yürüyordu bir adım önümde.
Kendimi bir hayal aleminde gibi hissediyordum. Beni neyin beklediğini biliyordum. Bu Yunanlıların Beni sikeceklerinden hiç kuşkum yoktu. Bunu şiddetle istediğimin de farkındaydım. Tek aksayan taraf, Turgut’un varlığıydı. Bu da, zaten yasak olan bir şeyi, çok yasak hale getiriyordu sanki. Ama direnemiyordum da. Ne Yunanlılara, ne de kendi isteklerime karşı direnemiyordum.
Lobiye girerken, Beni bıraktılar adamlar. İçerisi hem aydınlıktı, hem de kalabalık. Turgut gidip resepsiyondan anahtarı alırken, Resepsiyon görevlisinin gözleri bana benim arkamdaki genç oğlana takıldı. Beni ve yanımdaki üç Yunanlıyı, bilmiş bilmiş süzüyordu. Ne olduğumu anlamıştı oğlan. Bu Gayet açıktı. Anahtarı Turgut’a verirken ki gülümsemesinden de belliydi zaten. Sonra Turgut, resepsiyonun yanındaki bara uğrayıp, bir kova dolusu buz aldı ve asansöre binip yukarı çıktık.
Oda aslında oldukça büyüktü ama, yine de beş kişi için küçük sayılırdı. İki geniş koltuktan başka oturulabilecek tek yer, alabildiğine geniş yataktı. Bir an öylece durduk ayakta. İçerdeki tek ışık, çıkarken açık bıraktığımız, aynanın önündeki abajurlu küçük masa lambasından geldiği için, içerisi iyice loştu. Yatağa oturmaya cesaret edememiştim doğrusu. Gidip koltuklardan birine oturdum. Öteki koltuğu da Yunanlılardan biri oturmuş, Turgut ve iki Yunanlı ayakta kalmışlardı. Sonra Turgut bavulu karıştırıp, İzmir’de havaalanından aldığı viski şişesini çıkardı ortaya. Mini bardaki bardaklar da yeterli değildi tabii. İki viski, iki de şarap bardağı vardı. Yunanlılardan biri gidip, banyodan bir bardak daha getirdi. Turgut içkileri doldurunca da, bardağını eline alıp balkona çıktı adam. Öbür Yunanlı da, Turgut’u kolundan tutup arkadaşının peşinden yürüdü.
Dolunay vardı ve manzaranın müthiş olduğuna emindim. Şimdi üçü de balkondaydılar ve o, karşımdaki koltukta oturan Yunanlıyla yalnız kalmıştım odada.
Otururken, kısacık eteğim iyice sıyrılmıştı. Ama toparlanmayı, aklımın ucundan bile geçirmiyordum. Karşımdaki Yunanlının gözleri, büyük bir açlıkla bacaklarımı didik didik ediyordu ve bundan hiç bir şikayetim yoktu. Bacak bacak üstüne atmaktan vazgeçip, dizlerimi biraz aralık oturmaya başladım. Adamın amımı görebildiğine emindim. Gözlerimi çevirip balkona baktım. Turgutla iki Yunanlıyı görebiliyordum. Turgut ve Yunanlılardan biri, oradaki iki plastik iskemleye oturmuşlardı ve sırtlarım odaya dönüktü. Öteki Yunanlı ise, balkon parmaklığına yaslanmıştı ve yüzü pencereye dönüktü.
Dizlerimi biraz daha araladım. Şimdi karşımdaki Yunanlı ‘ya, gece kulübünde parmağını soktuğu yeri iyice gösteriyordum. Yapageleceğimi bilmenin verdiği heyecanı, vücudumun tüm hücrelerinde hissediyordum neredeyse. Amla bunun nasıl ve ne zaman olacağını bilemiyordum. Bu da, nedense heyecanımı, kat kat arttırıyordu.
Sonra Yunanlının birden yerinden kalktığını gördüm. Aradaki mesafeyi iki adımda alıp önüme geldi adam. Bir süre öyle göz göze bakıştık. , Pantolonunun önündeki müthiş kabarıklığı görebiliyordum. Elini uzatıp, saçlarımı okşadı Yunanlı. Peşinden de üstüne eğildi.
– “Çok güzelsin…” diye fısıldadı “Seni sikmek istiyorum…”
– “Ohhhh…” diye inleyebildim yalnızca.
Yunanlının ağzı açıldı ve kalın, etli dudakları, benimkilerin üstüne kapandılar. İnleyerek, dilimi adamın ağzına verdim o zaman. Başım, artık fırıldak gibi dönüyordu. Adamın ellerinden biri, memelerimde dolaşmaya başlamıştı. Kendimi bıraktım. Gözlerim kapamıştı. Sonra adamın uzaklaştığını hissederek, yeniden açtım gözlerimi. Yavaşça, hemen önümde yere oturdu Yunanlı. Bacaklarımın, ayak bilekleri ile dizlerim arasındaki kısmını okşamaya başlamıştı şimdi. Bir süre sonra ayakkabılarımı çıkardı ve çıplak ayaklarımı okşamaya koyuldu.
– “Ayakların çok sik kaldırıcı, biliyor musun..?” diye sordu, – “Tüm gece boyu onlara baktım ve yarağım hiç inmedi…”
Şimdi bir ayağımı eline almıştı. Biraz kaldırıp öpmeye başladı sonra da. Tüm vücudumun alabildiğine gerildiğini hissediyordum. Tanrım, alev alev yanıyordu amım. Yunanlının dilinin ayak parmaklarım da dolaşmaya başladığını hissettiğimde ise çıldıracak gibi oldu. İmmmmnnnnhhhhh…” diye inledim, – “Ohhhhh çok güzel… Ohhhhhh…”
Tek tek parmaklarımı ağzına alıyor, emiyordu adam. Tanrım, böyle bir şeyi hiç yaşamamıştım şimdiye kadar. Sıra öbür ayağıma geldiğin de, gözlerimi çevirip balkona baktım tekrar. Değişen hiç bir şey yoktu neredeyse. Turgutla bir Yunanlının sırtları, odaya dönüktü hala. Ama öbür Yunanlı, olup bitenleri görüyordu. Benin kapkara gözlerimin alevler saçtığını görerek ürperdik.
Bu arada adam da, ayak bileklerimden başlayarak, yavaş yavaş yukarılara çıkmaya koyulmuştu. Dudakları ve dili, bacaklarımın iç tarafların da dolaştıkça, zevkten mest olduğumu hissediyordum. Dizlerim kendiliğinden, alabildiğine açıldılar. Şimdi tam amımın içine bakıyordu Yunanlı. Kendimi, tabak gibi açmıştım onun önünde. Adam iki elini kalçalarımın altına sokup Beni tuttu ve biraz öne çekti.
– “Amın da çok güzel…” dedi sonra da, “Resim gibi… Yarağımı içine alabilmek için açılmış bekliyor…”
Yunanlının sözleri, ateşten birer ok gibi Beynime saplanıyordu. Alev alev yanan eller, hala kalçalarımın altındaydı. Sonra adamın başparmağını, götümün deliğinde hissederek, çıldıracak gibi oldum. Vücudumun en duyarlı yerlerinden biriydi götüm. En az amım kadar, hatta belki de daha fazla duyarlıydı o küçük delik. Amımdan akan sularla, şimdi vıcık vıcık ıslak ve kaygandı. Hafifçe bastırdı Yunanlı ve birden içime kayıverdi başparmak.
-“Götünü sikmek istiyorum, biliyorsun değil mi..?” diye sordu adam,
– “Çok güzel götün… Tam sikilecek göt…”
Sonra adamın başının, bir anda kasıklarıma gömüldüğünü gördüm. Dudakları, amımın susamış bir ağız gibi açık duran dudaklarına yapıştılar ve aynı anda da, dili içeri kayıverdi. Hiç durmuyordu Yunanlının dili. Küçük bir sik gibi içime girip çıkıyor, zaman zaman yukarıya bızırıma gelip, aklımı başımdan alıyordu. Gözlerimin önünde şimşekler çakıyordu sanki. Birden orgazm olmaya gelmeye başladım. Götüm, içindeki parmağı, koparacak gibi sıkıştırmıştı. Vücudum sarsılıyor, kıvranıp, bükülüyordum.
Kendimi tekrar toplamama, Yunanlının benden uzaklaşması neden oldu. Hala yerde oturuyordu adam. Ama biraz uzağıma gitmişti şimdi. Sonra balkon kapısındaki hareketi fark ettim Turgut içeri girmişti. Elimdeki bardak boştu ve içkisini tazelemeye gidiyordu. Bir an göz göze geldik. Müthiş bir biçimde oturduğumun farkındaydım. Kalçalarım koltuğun kenarında, yarı yatar gibi oturuyordum. Eteğim belime kadar sıyrılmıştı. Bacaklarım alabildiğine açıktı.
– “Eğleniyor musun..?” diye sordu Turgut, “Görüyorum ki, kendini seyrettirmeyi, bayağı ileri boyutlara götürmüş durumdasın…”
o kadar şaşırdım ki, konuşmadım bile. Acaba salak mıydı Turgut? Hangi kendimi seyrettirmekten söz ediyordu bu adam? O balkonda oturup, aptal aptal sohbet ederken, bu Yunanlı amımı yalamış, parmağını götüme sokmuş, orgazm olmama boşalmama neden olmuştu. Olduğu gibi meydandaki amımın halinden de mi hiç bir şey anlamıyordu acaba? Bu durumu, hem şaşırtıcı, hem de garip bir biçimde tahrik edici buluyordum. Bardağına viski doldurmakta olan Turgut’u seyrederken, Yunanlının da yerden kalkıp, yeniden koltuğuna oturduğunu fark ettim. Benin gülümsememden, Turgut’un tepkilerine biraz şaşırdığımı anlamıştı. gerçi Türkçe konuşmalarımı anlamamıştı Yunanlı ama, Turgut’un hiç de kızgın bir hali olmadığını görebiliyordu. Sonra Turgut, elinde bardağı, yeniden balkona çıkıp, bizleri yalnız bıraktı.
Gözlerimi yeniden Yunanlı ‘ya çevirdiğimde, Turgut’u tümüyle unutuverdim. Pantolonununun önü, bir çadır gibi kabarmıştı adamın. Gece kulübünde, elime almıştım. Okşayıp, orgazm olmazını sağlamıştım. Bunu hatırlamak, içimde müthiş bir ateşin yanmaya başlamasına neden oldu yalnızca. Çok istememe rağmen orada yapamamıştım gerçi ama, şimdi burada, ağzıma alabilirdim onu. Yerimden kalkıp, adamın bacaklarının arasına diz çöktüm. Elimi uzatıp, gözlerimi bir türlü ayıramadığım kalkmış yarağını okşamaya başladım.
Adamın buna yanıtı çok basit oldu. Fermuarını indirip, dışarı çıkardı yarağını. Tanrım, ne kadar da büyüktü. Esmer, kıllı ve Kocamandı. Morarmış başı bir mantar gibi şişmişti. Elimi yeniden götürüp, parmaklarımı yarağın çevresine sımsıkı doladım. Böyle tuttuğumda, Turgut’un yarağı kadar bir bölüm, yine de açıkta kalmıştı. Gözlerimi kaldırıp balkona baktım. Turgut’un yine sırtı dönüktü içeriye. Ayaktaki Yunanlı ise bizleri seyrediyordu. Bu içimdeki ateşin daha da büyümesine neden oldu yalnızca. Dizlerimin üstünden doğrulup, elimdeki yarağın üstüne eğildim. Dudaklarım, yarağın ateş gibi yanan başının üstüne kapandılar. Gözlerimin karardığını hissettim. Alabildiğim kadarını ağzımın içine alıp, emmeye başladım.
Gece boyu içtiğim içkilerinde etkisiyle, iyice umursamazlaşmıştım artık. Turgut şu anda odaya girecek olsa bile aldırmayacak gibi hissediyordum kendimi. Yunanlı’nın tadı çok hoşuna gitmişti. Kalınlığı ve sertliğine rağmen, teni, inanılmaz bir kadife yumuşaklığındaydı ağzındaki yarağın. Burnuma, adamın kasıklarından gelen koku doluyor ve bu başımın dönmesini daha da arttırıyordu. Ama en müthişi, ağzımın içini dolduran o mantar gibi başın tepesindeki delikten zaman zaman sızan sperm damlalarının tadıydı. Neredeyse tüm benliğimle Yunanlı’nın fışkırtmasını, tohumlarını ağzıma doldurmasını istiyordum. Adamın erkeklik sıvısını içmek için duyduğum istek, giderek büyüyor, dev boyutlara ulaşıyordu.
Sonra birden, iki ateş gibi yanan elin kalçalarım da dolaşmaya başladığını hissederek titredim. Gözlerimi açıp baktığımda, Yunanlı’lardan birinin gelip arkamda diz çökmüş olduğunu görerek, iyice heyecanlandım. Böyle dizlerimin üstünde öne eğildiğimde, eteğim belime kadar sıyrılmıştı. Yeniden balkona baktım. Şimdi Turgut ve yanında oturan Yunanlı, yalnız kalmışlardı balkonda.
Turgut’un salaklığına iyice inanmaya başlamıştım artık. Tanrım, sikilmek üzereydim ve Turgut bunun farkında bile değildi. Bir taraftan da, Turgut’un bu kadar yakında olması, içimdeki sikilme isteğini daha da büyütüyordu sanki.
Kalçalarımı okşayan Yunanlı, kanımın kaynama noktasına gelmesine neden oluyordu. Gerçekten ustaydı elleri. Kıçımın yuvarlaklarını mıncık mıncık ediyordu. Sonra öpmeye başladı kalçalarımı. Sonunda da dudakları yuvarlaklarımın arasına girip, amımın dudaklarına yapıştılar. Tüm vücudum, elektrik çarpmış gibi titredi. Belimi büküp, kıçımı yükselttim ve adamın yüzüne bastırdım. Dili her yerde dolaşıyordu. Ama asıl darbeyi, götümü yalamaya başladığında indirdi Yunanlı. Sıcacık, ıslak ve kaygan bir dilin götümün alabildiğine duyarlı deliğinin üstünde dolaşmaya başlamasıyla, delirecek gibi oldum. Sikle dolu ağzımdan derin bir inleme çıktı. Tüm yaşamım boyunca, ilk defa götüm yalanıyordu ve bundan duyduğum zevk o kadar büyüktü ki, şimdiye kadar boşa geçen zamana acımaya başlamıştım.
Dudaklarım, emmekte olduğum yarağın çevresine daha da hırsla yapıştılar. Aynı anda, arkamdaki Yunanlı’nın dudakları da götümün deliğine yapışmıştı. Sanki içimi boşaltmak istiyormuş gibi emiyordu adam. Gözlerimde şimşekler çakmaya başlamıştı n. Ben de aynısını, ağzımdaki sike yapmaya, tüm gücümle emmeye başladım. Turgut, tümüyle çıkmıştı aklımdan.
Bir taraftan da, götümün her geçen an biraz daha açıldığını ve içine girecek bir sik için hazır hale geldiğini hissediyordum. Tek başıma bu bile, inanılmaz bir heyecan veriyordu. Götümden sikilmek istiyordum. Sik istiyordu götüm. Turgut’un bir Yunanlı yarağı hem de. Arkamdaki adam biraz uzaklaştığında, bu nedenle daha da heyecanlanarak beklemeye başladım. Hareketlerimden, onun pantolonunun önünü çözüp, yarağını dışarı çıkarmakla uğraştığını anlıyordum. Az kalmıştı.
Sonra dizlerinin üstünde, bana iyice sokuldu Yunanlı. Ne var ki, onun Turgut’un yarağının ateş gibi yanan başını, götümde değil de amımda hissettim. Öylesine sulanmış, öylesine açılmıştı ki amım, tek bir harekette, dibine kadar sokuverdi adam. Yağ gibi içine kaymıştı o Turgut’un sik. Yunanlı’nın iri ve kıllı taşaklarının, amımın dudakların da ezildiğini hissetmek, Beni deli ediyordu. Ama adam hareketlenip, yarağını sokup çıkarmaya başladığında, zevkten bayılacak gibi oldum.
Sonunda sikiliyordum.
O akşama kadar hiç tanımadığım, yakışıklı ve kocman sikli bir Yunanlı, balkonda oturmakta olan salak Turgutdan yalnızca bir kaç metre uzaklıkta, sikiyordu Beni. Üstelik ağzımda da, en az Onun kadar kalın, en az Onun kadar yabancı ve yakışıklı başka bir Yunanlı’nın yarağı vardı. Kafamın içi, zevkten uğuldamaya başlamıştı. Bu nedenle, amımın içinde ileri geri hareket etmekte olan yarağın tümüyle dışarı çıktığını hissettiğimde, panikledim. Büyük bir boşluk olmuştu içimde. Ama hemen peşinden, adam, yarağını getirip götüme dayadı. Şimdi am sularımla iyice ıslanmış, vıcık vıcık kaygan hale gelmişti yarağı. Hafifçe bastırıyordum. Bu temas, götümün de birden açılmaya başlamama neden olmuştu. Tanrım, tıpkı et yiyen bir bitki gibi, içine girmeye çalışan yarağı kolaylıkla alabilmek için açılıyordu götüm. Biraz daha bastırdı Yunanlı ve o mantar gibi baş, yavaşça kaydı içime.
Vücudum titremeye başlamıştı artık. Yavaş yavaş gelmek üzere olduğumu fark ediyordum. Tam o sırada da, müthiş bir şey oldu ve ağzındaki sik, birden fışkırmaya başladı. İnanılmaz bir hız ve bollukla fışkırtıyordu koltuktaki Yunanlı. Spermleri, ağzımın tavanına çarpıyor, oradan da gırtlağımdan aşağıya mideme akıyordu. Müthiş bir şiddetle, bende orgazm olmaya gelmeye başladım. Vücudum, dalga dalga sarsılıyordu Gözlerim karardı.
Kendimi yeniden topladığımda, başım, koltukta oturan Yunanlı’nın kucağındaydı. Adamın şimdi yarı yarıya inmiş olan yarağı yanağıma değiyordu ve vücudum, arkadan yarağını götüme sokup çıkarmakta olan öteki Yunanlı’nın hareketleriyle, ileri geri gidip geliyordu. Bir anda kanımın yeniden tutuştuğunu hissettim. Başımı çevirip dudaklarımı araladım, ve yanağıma sürtünmekte olan, yapış yapış, sperm içindeki yarı inik yarağı, yeniden ağzına alıp emmeye koyuldum.
Şimdi, tadını çıkara çıkara, yavaş yavaş sikişiyordum. Götümü sikmekte olan Yunanlı da acele etmiyordu hiç. Uzun ve yumuşak hareketlerle yarağını götüme sokuyor, çıkarıyor, sokuyordu. Yunanlı’nın yarağını bir eldiven gibi saran götümdeki binlerce sinir ucundan gelen zevk dalgalarının Beynime gittiğini hissederek, mest oluyordum. İnanılmaz zevk alıyordum. Sevmiştim götümden sikilmeyi. Ama bu seferki bambaşkaydı. Zevkten çıldıracak gibiydim.
Bu arada hırsla emmekte olduğum sik de, yeniden kalkmaya başlamıştı. Giderek büyüyüp kalınlaşıyor, ağzıma zor sığar hale geliyordu. Bunu da inanılmaz tahrik edici buluyordum. Sonunda, Yunanlı’nın yarağının o kocaman başı gırtlağıma dayanmaya başladığında, iyice kaptırdım kendimi sik emmeye. Arkamdaki Yunanlı, götüme her geçirişinde Beni ileri, arkadaşının üstüne doğru itiyordu. O zaman da, ağzının içindeki sik, gırtlağımın en dibine kadar dayanıyor, gözlerimde şimşekler çakmama neden oluyordu.
Götümün içindeki sik birden kasılıp, tohumlarını fışkırtmaya başladığında ise sanki içimde bir top patlamış gibi oldu.. Götüm, inanılmaz bir biçimde açılıp kapanıyor, içindeki yarağı sanki sağıyor, tüm spermlerini, tek bir damla bile kalmamacasına emip boşaltmaya çalışıyordum. Bu sefer, kendimden geçmemeyi başardım. Ama, Yunanlı’nın artık inen yarağı götümden çıkarken, bayılacak gibi oldum.
Sonra gözlerimi kaldırıp, yarağını emmekte olduğum Yunanlı’ya baktım. Biraz önce koltukta amımı yalarken, “götümü sikmek istediğini” söylemişti bu adam. Bunu ben de istiyordum. Götüm sikilmeye doymamıştı daha. Yavaşça ayağa kalktım. Turgutla üçüncü Yunanlı, hala sırtları odaya dönük, oturuyorlardı balkonda. Ama, eğer Turgut yanı başımda bile olsa, bunu umursamayacağımı, yine de kendimi bu Yunanlı’ya götümden siktireceğimi biliyordum.
Adam götümü istemişti, ben de verecektim.
Sırtımı oturan Yunanlı’ya dönüp, elimi bacaklarının arasından uzatarak yarağını kavradım Onun. Emerek, ilk baştaki sertliğine ulaştırmıştım bu kocaman yarağı. Sonra dizlerimi büküp, kalçalarımı adamın kucağına indirmeye başladım. Yarağın başı götüme değer değmez de, bırakıverdim kendimi. Götüm bir anda açıldı ve o Kocaman sik, dibine kadar girdi içime. Zevkten bağırmamak için, alt dudağımı ısırdım. Tanrım, yarağı yedikçe, daha çok sikilmek istiyordum. Sonra gözlerim, şimdi ayağa kalkmış, önünde durmakta olan ikinci Yunanlı’ya takıldı. Yarı inmiş yarağı, hala pantolonunun dışındaydı ve bu manzara, ağzımın sulanmasına neden oluyordu. Elimi uzatıp, yakaladım adamın yarağını ve onu kendine doğru çektim. Sonra da ağzını açıp, üstüne eğildim. Az önce götümden çıkan, tohumlarını götümün en dibine fışkırtan sik, şimdi ağzındaydı.
Şimdiye kadar amımdan yeni çıkmış sikleri ağzıma aldığım çok olmuştu. Ama ilk kez götümden yeni çıkmış bir yarağı alıyordum ağzıma. Tadı da kokusu da çok değişikti. O kadar çok heyecanlandım ki, yine gözlerim kararmaya başladı. Büyük bir hırsla emmeye başladım. Bir taraftan da, koltuktaki Yunanlı’nın yarağının üstüne oturup kalkıyor, onu götümün içine alıyordum.. Ağzının içindeki sik, yine alabildiğine kalkmış, Kocaman olmuştu. Geri çekilip ağzımdan çıkardı ve hayranlıkla seyrettim. Ne kadar da büyüktü. Dibinden sıkı sıkı tutup, Kocaman başını yalamaya başladım. Sonra adamın, arkadaşına Yunanca bir şeyler söylediğini duydum. Ne dediğini anlamamıştım tabii. Kucağında oturduğum Yunanlı, iki eliyle giysimin askılarını düşürdü önce. Şimdi memelerim çıplak kalmıştı. Sonra adamın kıllı elleri, birer pençe gibi avuçladılar memelerimi. İçim çekiliyordu sanki. Adam Beni iyice kendine çekip, sırtımı göğsüne yasladı. Öteki Yunanlı da birden eğilip iki bacağımı, dizlerimin arka taraflarından tutup havaya kaldırdı. Dengemi iyice yitirmiş, altımdaki adamın kucağında hareketsiz kalmıştım. Zevkten kısılmış gözlerle, adamın bacaklarımı biraz daha kaldırıp, iyice birbirinden ayırdığını gördüm. Böyle oturunca, altımdaki Yunan’lının yarağı, tümüyle girmişti götüme. Sonra ayaktaki biraz daha sokuldu Onun müthiş bir istekle amıma bakmakta olduğunu gördüm. Gözlerimi indirip, bende baktım oraya. Susamış bir ağız gibi dudaklarını açmıştım amım. Birden ne olacağını anladım ve inanılmayacak kadar heyecanlandım. Tanrım, o da yarağını amıma sokacaktı. Arkadışının yarağı dibine kadar götüme gömülüyken, o da amıma sokacaktı yarağını. Yalnızca inleyebildim. Gittikçe daha çok sokuluyordu Yunanlı. Yarağının başı amımın dudaklarına değdiğin de, titremeye başladım hiç aldırmadan sokmaya başladı adam. Zevkten uçmak üzere olduğumu hissediyordum. Götüm, Kocaman bir sikle doluydu ve ikinci bir Kocaman sik, amıma giriyordu. Karnımın içini sik dolduruyordu. Bu kadar büyük bir zevki hiç yaşamamıştım. Bulutların üstüne çıkmıştım sanki. Yunanlı, biraz da zorlanarak bastırıyor ve yarağı, amıma giriyordu. Sonunda, köküne kadar geçirdi. Bu da, orgazm olmam ve bir kez daha gelmem için yeterli oldu. Kelimenin tam anlamıyla yıldızları görüyordum.
Sonra beni sikmeye başladı adamlar. Biri amımı, öbürü götümü sikiyordu. Kocaman Yunanlı sikleri, birer piston gibi içime giriyor, çıkıyor, giriyor, çıkıyordu. Sonra da bir daha ve bir daha. Kendimi bir sik kölesi gibi hissediyordum. Tüm benliğini, müthiş bir zevk girdabına kaptırmıştım. Çevremdeki her şey, sanki silinip gitmişti ve tüm evren, yalnızca amımla götüm ve oralara girip çıkmakta olan siklerden ibaret bir hale gelmişti.
Böylesine büyük bir zevkin olabileceğini bile, şimdiye kadar hiç düşünmemiştim. Gerçek anlamda sikilmekti bu. Sikilmekti. Bir taraftan da, amımı sikmekte olan Yunanlı’nın yüzünü seyrediyordum. Zevkle çarpılmıştım bu esmer ve yakışıklı erkek yüze. Gözleri kısıktı. Derin derin soluyordum. Onun da, müthiş zevk aldığını görebiliyordum. Bu da, kendi zevkimi kat kat arttırıyordu nedense. Altımdaki adamın da yüzünü görebilmek için başımı yana çevirdim ve bir anda Turgut ile göz göze geliverdim. Hiç de öyle sarhoş görünmüyordu Sadık. Sonra birden, müthiş bir ayrıntıyı fark ediverdim. Turgut pantolonunun önü açıktı ve yarağını dışarı çıkarıp eline almıştı. Yine göz göze geldik.
– “Müthiş…” dedi Turgut, – “İkisi birden sikiyorlar seni…”
Yalnızca inleyebildim. Kendimi bir hayal aleminde hissediyordum. Olup bitenlere aklım ermiyordu bir türlü. Bu odaya geldiğimizden beri balkonda aptal aptal oturup içmekte olan Turgut, şimdi yanı başımda duruyor ve benim sikilişimi seyrediyordu. Üstelik kalkmış yarağı de elimdeydi. Yeniden inledi.
– “Seni sandviç yapmışlar…” diye soludu Turgut, “İnanılmaz güzel görünüyordu, biliyor musun..?”
Sonra gözlerimle, üçüncü Yunanlı’yı da yakaladım. Turgut’un biraz arkasında duruyordu adam. O da yarağını dışarı çıkarmıştı. Birden müthiş bir şey oldu. Yunanlı’ların ikisi birden orgazm olmaya gelmeye başladı. Biri amıma, öbürü götüme fışkırtıyordu spermlerini. Erkeklik sıvılarının yakıcı sıcaklığı, aklımı başımdan aldı. Dev bir elin beni tutup gökyüzüne fırlattığını hissettim.
Kendime geldiğim de, yatağın üstünde yatıyordum. Çırıl çıplak soymuşlardı Beni. Tüm vücudum sızlıyordu. Dirseğimi yatağa dayayıp doğruldum ve kıllı bir sikle burun buruna geldim o anda. Üçüncü Yunanlı yatakta, yanı başımdaydı. Dizlerimin üstünde duruyordum hala ve çırılçıplaktım. Saçlarımdan yakalayıp, yüzümü yarağına doğru çekti. Yalnızca ağzımı açabildim. Sonra adam, yarağını ağzıma soktu. Peşinden de kalçaları hareketlendi ve ağzıma sokup çıkarmaya başladı. Daha tam kendine gelemeden, yeniden zevkten uçma noktasına gelmiştim. Bu sefer de ağzımdan sikiliyordum. Yunanlı, düpedüz ağzımdan sikiyordu Beni.
Sonra, Turgut’un koltuklardan birinde oturmakta olduğunu gördüm. Pantolonununu çıkarmıştı Turgut. Yarağını sıvazlıyor ve beni, daha doğrusu, ağzımdan nasıl sikildiğimi seyrediyordu. Yunanlı’nın yaptığı çok büyük zevk veriyordu gerçi ama, Turgut’un seyretmesi, bu zevki bir anda yüze katlamıştı sanki.
Birden ağzımdaki yarağın kasıldığını hissettim. Aynı anda fışkırtmaya başladı adam. Spermlerini ağzıma dolduruyor, gırtlağımdan aşağıya, mideme akıtıyordum. Öyle de çok fışkırtıyordu ki, hepsini yutamıyordum. Bir kısmı dışarı taşıp, dudaklarımdan çeneme, oradan da boynuma doğru sızıyordu. Ben de Orgazm olmaya yaklaşırken içimde bir top patlamış gibi oldu. Yeniden kendimden geçtim.
Bilincimi yeniden toplayabildiğimde, Yunanlı’nın yanındaydım. Memelerimi yalıyordu adam. Kendimi, yeni bir zevkin pençesinde buluvermiştim yine. Başımı çevirip Turgut’a baktım. Büyülenmiş gibi seyrediyordu Turgut. Öbür koltuğa da öteki Yunanlı’lardan biri oturmuştu. Tıpkı ayaktaki arkadaşı gibi, o da çırılçıplak soyunmuştu şimdi. İkisinin de sikleri, yarı kalkmış bir haldeydi.
Üstümdeki Yunanlı, şimdi bacaklarımın arasına girmişti. Sonra dizlerinin üstünde doğrulup, bacaklarımı iki eliyle tutup havaya kaldırdı adam. Sikecekti Beni. Bir kez daha, Turgut’un hemen önünde sikilecektim. Dizlerimi karnıma doğru çektim. Kendimi Yunanlı’nın önünde, bir tabak gibi açmıştım şimdi. Yunanlı’nın Kocaman yarağının başı, amımın dudaklarına değiyordu. Birden ve tek hamlede, dibine kadar geçirdi adam.
– “Ahhhhh…” diye inledim – “Sik beni… Ohhh hadi sik beni…”
İngilizce konuşuyordum Onun anlayabilmesi için. Ama adamın, böyle bir istek gelmesini bekleyecek hali olmadığını da görebiliyordum. O Kocaman yarağını, amıma sokup çıkarmaya başlamıştı bile. Arkadaşlarınınkilerden de büyüktü bunun yarağı. Alabildiğine açılmıştı amım. Başımı kaldırıp aşağıya baktım. Her çıkarışında, amımın dudakları o Kocaman yarağın çevresine sımsıkı yapışıp çekiliyor, her geçirişinde ise içeri bükülüp gözden kayboluyordu. İnanılmaz zevk alıyordum. İnlemeye başlamıştım.
– “Çok güzel sikiyor seni…” dedi Turgut birden, “Acayip sikiyor seni… Hoşuna gidiyor değil mi..?”
– “Ohhhh evet sevgilim… Çok hoşuma gidiyor… Ohhhhh çok zevk alıyorum… Kocaman yarağı… Ohhhhh Kocaman… Ahhhh sikiyor beni sevgilim… Sikiyor beni… Ohhhh çok güzel sikiyor…”
Bunlarım söylemek, üstelik Turgut’a söylemek, çok uçurucu gelmişti. Aldığım inanılmaz zevki, Turgut ile paylaşmaktı bu. İp, kelimenin tam anlamıyla kopmuştu artık. Her şey olabilirdi bundan sonra, Her şey.
– “Ohhhhh…” diye inledim yeniden, – “Ahhh sevgilim… Deli oluyorum zevkten… Doyamıyorum sikilmeye… Ahhhh doyamıyorum… Ohhhh çok güzel… Ahhh tanrım çok güzel… Beni sikiyor… Sikiyor… Ohhhh sikiyor beni…”
Gerçekten de sikiyordu Beni Yunanlı. Yarağı artık bir piston gibi girip çıkıyordu amıma. Her sokuşunda o kadar şiddetle geçiriyordu ki, adeta Beni yatağa çiviliyordu. Kasıkları kasıklarıma şaplayarak çarpıyor, Kocaman taşakları, kıçımın yanakların da eziliyordu. Yine gözümde şimşekler çakmaya başlamıştı.
Sonra birden durdu Yunanlı. Geri çekilip yarağını amımdan çıkardı ve bir eliyle tutup, o Kocaman başını, götümün küçük deliğine dayayarak bastırdı. Götüm öylesine açık, öylesine vıcık vıcık sperm içindeydi ki, bir anda, yağ gibi kaydı o Kocaman sik içime.
– “Ahhhh götüme soktu sevgilim…” diye inledim, – “Ohhhh şimdi de götüme soktu… Ohhhh o Kocaman yarağını götüme soktu sevgilim… Ohhhhh… Ohhhhh… Götümü sikiyor şimdi de… Ahhhh götümü sikiyor… Ahhhhh… İmmmnnnhhhh…”
Biraz önce amıma girip çıkan o Kocaman Yunanlı yarağı, şimdi de götüme giriyor, çıkıyor, giriyordu. İyice gevşemiş, am gibi olmuştu götüm. Zevkten kafayı yemek üzereydim. Sikiliyordum. Hem de müthiş güzel sikiliyordum. Birden götümden çıkarıp, tekrar amıma soktu Yunanlı. Bir kaç kere sokup çıkardıktan sonra da, tekrar götüme geçirdi. Artık, bir amımı, bir götümü sikiyordu. Yatakta kıvır kıvır kıvranıyordum. Sanki dansediyor gibiydim. Müziği, inanılmaz büyüklükte bir zevk olan, benzersiz bir danstı bu.
– “Sik beni…” diye bağırdım Yunanlı’ya, “Ohhhh sik beni… Sik, sik sik… Her yerimi sik hadi… Ohhhhh deli oluyorum…”
Sonra müthiş bir şey oldu. Yunanlı birden yarağını çekip çıkardı içimden. Aynı anda da fışkırtmaya başladım. Yarağının tepesindeki o küçük delikten çıkan uzun sperm sütunları, karnıma, memelerime, boynuma ve hatta yüzüme gelmeye başladılar. Sperm banyosu yapıyordum sanki. Büyük bir patlama oldu Beyninin içinde. Bir kere daha karardı gözlerim.
Bu sefer kendime gelmeme, vücudumun her yerinde dolaşan eller neden oldu. Az önce Beni, koltuğun üstünde, aynı anda hem amımdan, hem götümden siken iki Yunanlı, şimdi yatakta, yanımdaydılar. İki taraftan kıskaca almışlardı Beni yine. Vıcık vıcık sperm içindeki karnımı, memelerimi, bacaklarımı okşuyorlardı. Bir anda yeni bir ateş dalgası sardı vücudumu. Yine birlikte sikeceklerdi Beni. Bunu anlamak bile çıldırtıcıydı doğrusu. Ellerimi uzatıp, siklerini yakaladım adamların. İkisi de, yeniden kazık gibi sert ve inanılmayacak kadar Kocaman olmuştu. Aslında hiç halim yoktu ama, tüm gücümü toplayıp doğruldum. Adamları göğüslerinden itip yatağa yatırdım sonra. İkisinin arasında diz çöktüm ve hayran hayran Beni bekleyen sikleri seyrettim.
Ağzım sulanıyordu. Eğilip, Yunanlı’ların siklerini, sırayla, değiştire değiştire yalamaya, emmeye başladım. Sike doyamıyordum. Sonra adamlardan biri, pençe gibi elleriyle Beni yakalayıp üstüne çekti. O Kocaman siklerden birinin üstüne, ata biner gibi oturdum. İşte yine sik dolmuştu içim. Öteki Yunanlı ise beni omuzlarımdan iterek, arkadaşının üstüne eğilmeye zorluyordu. Arkama geçmişti adam. İkinci yarağın, götümün artık alabildiğince açık duran deliğime değmeye başlamasıyla, bir kez daha titremeye başladım. Yunanlı yarağını sokarken de bir daha bir daha sarılıyordum. Müthiş bir zevkti bu. Yalnızca amımdan, ya da götümden sikilirken bile zevkten çıldırıyordum zaten. Ama iki deliğimin birden sikilmesi, kelimelerle anlatılamayacak kadar büyük bir zevk veriyordu bana.
Adamlar hareket etmiyor, benim sakinleşmemi bekliyorlardı. Vücudum sarsılıyordu. Tam bitti derken, bir daha geliyordum.
– “Müthiş…” diye fısıldadığını duydum Turgut’un.
Başımı çevirip ona baktım. Aslında Turgut’un yüzündeki ifade de müthişti doğrusu. İnanılmaz boyutta tahrik olmuştu Turgut.
– “Ahhh sevgilim…” diye inledi.
– “Yine ikisi birden sikiyorlar seni…”
– “Ohhhh çok güzel bu sevgilim… Ohhhhh çok güzel… Bundan daha güzel hiç bir şey olamaz dünyada… Ahhhhhh… Aynı anda, hem amımı, hem götümü siktiriyorum bak… Ohhhhh… Ohhhhh çok hoşuma gidiyor… Ohhhh deli oluyorum sevgilim… İmmmnnnnhhhh”
Öbür koltukta oturan ve az önce Beni, amımdan ve götümden değiştire değiştire siken Yunanlı da, alev alev yanan gözlerle olup biteni seyrediyordu. Bu da, benim daha da çok tahrik olmama, aldığım zevkin katlanmasına neden oluyordu. Sonra adamlar Beni sikmeye başladılar. Sikler, amıma ve götüme girip çıkıyordu artık. Müthiş bir tempo yakalamıştı Yunanlı’lar. Birinin yarağı içine girerken, öbürününki çıkıyor, sonra o sokarken, arkadaşı çıkarıyordu. Adamlar acımasızca sikiyor, sikiyor, sikiyorlardı Beni.
Zevkten kısılmış gözlerle, üçüncü Yunanlı’nın da oturduğum koltuktan kalkıp yatağa doğru geldiğini gördüğümde, kalbim duracak gibi oldu. O Kocaman yarağı yine alabildiğine kalkmıştı adamın. Gelip yatağın üstüne çıktı. Sonra da dizlerinin üstünde yürüyerek, altta yatan arkadaşının başının hizasına kadar geldi. Şimdi Kocaman yarağı, neredeyse yüzüme değiyordu.
Üçüncü bir yarağın varlığıyla yeni ve daha da büyük bir sikilme isteğim tüm benliğimi kapladığını hissettim. Adamın ne istediği açıktı. Ağzımı, vücudumda sik girebilecek üçüncü deliğimi istiyordu Yunanlı. Yalnızca dudaklarımı aralayıp bekledim. Biraz daha sokuldu adam. Sonra da, yarağını, ağzıma sokuverdi. Tıpkı daha önce yaptığı gibi. Benim ağzıma almamı beklemeden, tıpkı bir ama, ya da göte sokar gibi, sokuverdi ağzıma. Kalçaları hemen hareketlendi. Şimdi üçüncü bir Yunanlı, ağzımı sikiyordu.
Aynı anda hem amımdan, hem götümden, hem de ağzımdan sikiliyordum. Üç tane Kocaman, birbirinden büyük Yunanlı yarağı birden girip çıkıyordu vücuduma.
Kendimi kocaman bir am gibi hissediyordum. Sikler, götüme, amıma, ağzıma girip çıkıyordu. Sikiyorlardı Beni. Her yerimden sikiyorlardı. Kelimenin tam anlamıyla bulutların üstüne çıkmış, hatta uzaya gitmiş gibiydim. Zevkten ölebileceğimin farkındaydım. Sürekli zirvede kalmanın inanılmaz boyutunu yaşıyordum. Amım, durmadan akan bir çeşmeye dönmüştü artık. Vücudumdaki tüm su, orgazm oldukça boşalan am sıvılarım olarak dışarı akıyordu sanki. Bilincim, sürekli gidip geliyordu. O kadar çok zevk alıyordum ki, bu, bayılmamı engelliyordu.
Yunanlı’ların üçü de, spermlerini bir kaç kez fışkırtmış olmanın verdiği dayanıklılıkla, acımasızca sikiyorlardı Beni. Siklerini, sanki vücudumun derinliklerinde buluşturmak istermiş gibi, hırsla sokuyorlardı tüm deliklerime. Üç esmer, sırım gibi ve kıllı Yunanlının vücudu aralarına sıkışmış vücudum, dalgalanıyor, kıvrılıp bükülüyor, adeta çırpınıyordu.
Sonra, zevkten bulanmış gözlerim, yatağın yanımdaki bir hareketi yakaladı. Turgut, şimdi yatağın yanımda ayakta duruyor ve seyrediyordu. Yarağını sıkı sıkı tutan eli, sürekli hareket halindeydi. Turgut benim sikilişimi seyrediyor ve otuz bir çekiyordu. İlk olarak götümdeki sik fışkırmaya başladı. Neredeyse kaynama sıcaklığındaki erkeklik sıvılarını karnımın içinde hissetmek, aklımı başımdan aldı. Sonra amımdaki ve ağzımdaki sikler de girdiler devreye. Aynı anda da, Kocaman yarağından fışkıran spermler, koluma ve omuzuma gelmeye başladı. Bu sefer, içimde patlayan sanki bir atom bombasıydı. Son hatırladığım, gözlerimin önünde çakan rengârenk ışıklar oldu.
Gözlerimi açtığımda, yatakta Turgut ile yalnızdık. Kendimi, başım Onun göğsünde yatıyor buldum. Tüm vücudum sızlıyordu. Başımı kaldırıp, Turgut’un gözlerine baktım. Alev alev yanan bakışlarla bakıyordu bana Turgut.
– “Biliyor musun yıllardır karımı hep karımı bu şekilde siktirmenin fantezisini kurardım. Ama kabul etmeyeceğini bildiğim için ona söylemeye bir türlü cesaret edememiştim. Eeee kısmet sanaymış….” dedi ona baktım.
– “Sen bir hayvansın beni bilerek sarhoş ettin” diye bağırdım. O zevkle gülümsedi sonrada
– “Kes sesini az önce nasıl bir orospu olduğunu ikimizde gördük şimdi niye tirit yapıyorsun bana… Hadi bakalım şimdi uslu bir orospu ol ve beni son kez boşalt” dedi.
Maalesef dedikleri doğruydu ve yapacak bir şeyim yoktu. Turgut’un isteğine uyarak elimi uzatıp, biraz küçük ama taş gibi sert yarağını okşamaya başladım. İşte o berbat oyunu yeniden oynamaya başlamıştık
– “Neler yaptılar sana öyle…” dedi Turgut.
-“…..” Cevap vermeyince sinirlendi eliyle boğazımı sıkıp
-“Söylesene kaltak ne yaptılar sana” dedi. Nefes alamaz olmuştum güçlükle
– “Siktiler beni sevgilim… Ohhhh siktiler beni…” dedim.
– “Hiç böyle bir şey görmemiştim… Seyrederken uçtum ben… Kim bilir sen neler hissettin…”
– “Ohhhhh çok güzeldi sevgilim… Üç yarağı birden yemek, müthişti… Çıldıracağımı sandım bir ara… Ohhhhh… Amımı da götümü de genişlettiler Kocaman sikleriyle sevgilim…”
-“Göstersene bana… Hadi görmek istiyorum…” Boğazımı bırakmıştı.
Turgut’un sözleri, içimde yeni bir ateşin başlamasına neden oluyordu. Önce doğruldum yatakta. Sonra da ters olarak Turgut’un üstüne çıktım. Dizlerimi yatağa dayayıp öne eğildim. Yüzüm, Turgut’un yarağının hizasındaydı, Kasıklarım ise Onun başının hizasında havada.
– “Müthiş…” dedi Turgut, “Amın da götün de, hala açık duruyor… İçin sperm dolu…”
Onun iki eliyle kalçalarımı okşamaya başlamasıyla ürperdim. İçimden sızan spermleri, Turgut’un yüzüne damladığını hissediyordum. Başım dönmeye başlamıştım yine. Sonra Turgut, iki eliyle kalçalarımı kavrayıp, Beni yüzünün üstüne çekti. Amımın dudaklarını, Turgut’un ağzına yapıştığını hissettiğim anda, müthiş bir zevk duydum. Turgut’un dilinin amımın içine kaydığımı hissettiğim de ise çıldıracak gibi oldum. Defalarca sikilmiş amımı yalıyordu. Karın kaslarım kasıldıkça içimden taşan spermler, Turgut’un ağzına akıyordu.
Sonra götümü de yalamaya başladı Turgut. Öne eğilip, dudaklarımı, Turgut’un yarağının çevresine yapıştırdım ve emmeye başladım. O biraz küçük ama taş gibi sert sik tohumlarını gırtlağına fışkırtmaya başlayana kadar da emdim, emdim, emdim.
Sabah uyandığımda, vücudumun her yeri ağrıyordu. Yaşadığım müthiş geceyi düşününce, bu da normal sayılırdı tabii. Üç Yunanlı, şimdiye kadar hiç sikilmediğim gibi sikmişlerdi Beni. Her yerimden. Amımdan, götümden ve ağzımdan. Hep birlikte. Aynı anda. En sonunda da Turgut, yeni sikilmiş amımı ve götümü yalayıp emmiş, içime dolan spermlerin hepsini temizlemişti. Doğrusu bu da müthiş bir şeydi. Bunu asla beklemiyordum. Üstelik bütün bunlar, olmasını hayal dahi edemeyeceğim şeylerdi
Turgut benden önce kalkmış, duşa girmişti. Kalktığımı duyunca
– “Sonay aşkım uyandın mı ?” diye çağıran sesiyle
Ben de banyoya gittim ve kocaman banyoya yöneldim. Turgut elimden tutarak beni yanına çekti ve duşun altına soktu. Vücudumun her yerini sabunlayarak yıkadı. Böylece dün diliyle temizlediği vücudumdaki sperm artıklarını bu günde banyoda suyla temizlemişti.
Daha sonra, kahvaltıya inmek için hazırlanmak amacıyla aynanın önüne oturduğumda, Turgut arkadan gelip omuzlarımı okşamaya başladım. Sanki gerçek karısıymışım gibi davranıyordu..
– “Daha üç günümüz var bu otelde…” dedi “Biliyorsun değil mi..?”
– “Gitmek isityorum Turgut lütfen bırak beni bak dünden beri ne senin nede benim hayal dahi edemeyeceğimiz şeyleri yapıyoruz. Ben evli bir kadınım lütfen daha fazla zorlama” Konuşmalarımı hiç duymamış gibiydi.
– “Bence bu üç günü müthiş bir biçimde geçirebiliriz bebeğim…”
– “Dün geceki gibi mi..?”
– “Evet… Dün geceki gibi… Hatta daha da müthiş bir biçimde…”
– “Senin de hoşuna gitti değil mi sevgilim..?”
– “Hayır istemiyorum bir an önce gitmek istiyorum ben.”
– “Bundan sonra canın hep bir kaç sik birden ister diye mi korkuyorsun..?”
– “……- “Sustum çünkü ne söylesem anlamıyor sadece yapmak istediklerini söylüyordu.
– “Biliyormusun seni üç Yunanlı’nın arasına sıkışmış, üç deliğinden birden sikilirken seyretmek de çok uçurucu bir şeydi doğrusu… Bu da bende alışkanlık yatı, biliyor musun..?”
– “İğrençsin…”
– “Ama asıl unatamadğım, en sonuydu… Amınla götün öyle bir hale gelmişti ki, anlatamam… Hatırladıkça yarağım kalkıyor…”
– “Ben de yaladımn seni… Yeni sikilmiş amını, götünü yaladım… İçinden taşan spermleri yaladım… Deliklerini emip boşalttım… Ohhhh o da çok güzeldi… Deli oluyorum sandım…”
– “………”
– “Yine istiyorum Yine birileri seni sikip, içini spermleriyle doldursun istiyorum..? Sonra da onları yalamak, yutmak istiyorum
– “Hayır asla olmayacak bir daha böyle bir şey.”
– “Olacak hem de nasıl istiyorsam öyle olacak biliyorsun buna mecbursun…”
– “…”
– “Bak sana söz veriyorum bir daha asla karşına çıkmayacağım bu olanları ikimizde unutacağız ama bu üç günü iyi değerlendirmek dediklerimi yapmak şartı ile bu üç gün bana karım mış gibi davranacak her istediğimi yapacaksın…”
Sesimi çıkarmadım. Bu çaresizliğimin ve olacakları kabul ettiğimin kanıtıydı. Sonra hiç konuşmadan giyinip, kahvaltıya indik. Kahvaltıdan sonra deniz kenarına gittikğimizde de sessizdik Turgut la. Ancak akşam yemeğine gitttiğimizde konuşmaya başladım. Turgut.
– “Biliyor musun, dün gece o Yunanlı’lara, bu adadaki gidilebilecek yerleri sormuştum… Kasaba merkezinde, güzel bir gece kulübü varmış… Adamlardan biri, oranın çok özel bir yer olduğumu söylemişti…”
– “Öyle mi..? Neymiş bu özelliği peki..?”
– “Avlanma sahası olduğunu söylemişti Yunanlı… Yalnız turist kadınlarla ve onları avlamaya çalışan Yunanlı’larla dolu olurmuş her zaman… Adı da ne biliyor musun..? Phallus…”
– ” Oraya mı gidelim diyorsun..?”
– “Değişiklik olur diye düşünüyorum…”
Uzun bir süre, gözgöze bakıştık. Onun beni dinlemeyeceğini biliyordum. Artık üstelememeye anın zevkini çıkarmaya karar verdim. Birlikte kalkıp hazırlanmak üzere odamıza çıktık.
Madem ki, sik avına çıkıyorduk, o halde ona göre giyinmem gerektiğini düşünüyordum S. Bavulumu karıştırıp, her zaman giymeye cesaret edemediğim kırmızı büstiyerimi buldum. Etek kısmı iyice kesilmiş bir atlet fanilaya benziyordu bu. giyip, aynada kendine baktım. O kadar kısaydı ki, memelerimin alt kısımlarını örtemiyordu bile. Kol altı dekoltesi de alabildiğine derindi. Yandan bakıldığımda, memelerimin dış tarafları görünüyordu. Sonra şarap rengi sarma eteğimi buldum bavuldan. Aslında biraz uzunca bir dikdörtgen kumaş parçasından başka bir şey değildi bu. Belime sarılıyor, sonra da, büyük ve süslü bir çengelli iğneyle tutturuluyordu. İki ucu, yalnızca bir karış kadar birbirinin üstüne biniyordu. Deneyimlerimle, otururken dikkat etmezsem, her yerimin görüneceğini biliyordum. Ama bu gece dikkatli olmaya hiç de niyetli değildim. Bir gece önce giydiğim ayakkabılar, bu kıyafet için de uygun göründü gözüme. Son bir kez daha kendime baktım aynada. İki küçücük kumaş parçasının altında çırılçıplaktım. Üstelik bu kolaylıkla anlaşılabiliyordu. O da bunu istiyordu zaten. Hazırdım.
Dönüp Turgut’a baktığımda, Onun da hazırlanmış olduğunu gördüm. Açık mavi bir atlet fanilası ve Beyaz bir şort giymişti Turgut. Çorapsız ayakların da ise, bez ayakkabılar vardı. Birlikte asansöre yürüdük Sonra da Beni aç gözlerle seyreden resepsiyoncunun çağırdığı taksiye binip, yola koyulduk.
İlginç bir şekilde, kapalı bir salondaydı gece kulübü. Doğrusu, bu kadar sıcak bir iklimde bunu beklemiyordum Ama içerisi, mükemmel klima sistemi sayesinde serindi. Müthiş de kalabalıktı bu arada. Kapıdan girdiğimiz anda, ilk dikkatimi çeken içerdeki koku oldu. Tanrım, am kokuyordu ortalık. Adının anlamı “Sik” olan bu gece kulübü, am kokuyordu. Işık da o kadar azdı ki, neredeyse karanlıktı. Bir süre öylece dikildik kapının önünde. Sonra gözlerimiz alıştı. İçerdeki kadınlarını hepsi yabancı turistti. Erkeklerin ise hepsi, genç ve yakışıklı Yunanlı’lar. Salondaki erkek sayısının daha fazla olduğunu da fark etmiştim hemen. Bu hoşuma gitmişti. Böylece, her şey daha kolay yaşanacaktı. Ortada tıklım tıklım dolu küçük bir dans pisti vardı. Ama, insanların her yerde dans ettiğini görebiliyordum. Daha doğrusu, kadınlar ve erkekler, kendilerini yavaş müziğin ritmine kaptırıp, Salonun her yerinde, ayakta sikişiyorlardı sanki. Pistin çevresinde küçük masalar vardı. Dip taraflarda ise göğüs hizama kadar yüksek duvarlarla birbirinden ayrılmış localar.
Kendimize bir yer bulabilmek için yürüdük. Ben öndeydim. Birden biri elimi tuttu. Dönüp baktığımda, genç bir Yunanlı’yla burun buruna geldim. Sonra Beni çekip sarıldı oğlan. Dans etmeye başladık. Daha ilk anda, vücutlarımız birbirine yapışmıştı. Göz ucuyla Turgut’un yürüyüp, bulduğu bir boş locaya girdiğini gördüm. Sonra da kendimi iyice bıraktım oğlanın kollarıma.
Yarağı hemen kalkmıştı Yunanlı’nın. Karnıma batıyordu. İki eliyle birden belimden tutup, iyice kendine çekmişti. Ben de kollarımı oğlanın boynuna doladım. Halinden memnundu. Bir kaç kadeh içki içebilmiş olsam, daha da iyi olacaktı galiba.
– “Yanındaki erkek kim..?” diye sordu birden oğlan.
– “Kocam…”
– “Kocan mı..? Buraya kocası ile gelen birini ilk kez görüyorum…”
– “Benimki başka kocalara benzemez pek… Dolayısıyla da, bir şey fark etmez yani…”
– “Seni sikmek istiyorum…”
– “Oh… Ne kadar da acelecisin…”
– “Sen de çok güzelsin…”
– “Canım içki içmek istiyor… Hadi gel oturalım…”
Sonra Beni bıraktı Turgut’un oturduğu locaya doğru yürümeye başladım. Yunanlı da peşindeydi. Oturduğum anda da, yanıma oturdu hemen. Turgut’un gözleri parlıyordu.
– “Burası, gerçekten de güzelmiş…” dedi bana, “Değişik ve güzel…”
– “Haklısın sevgilim… Bu Yunanlı’nın bana söylediği üçüncü cümle, beni sikmek istediği oldu, biliyor musun..?”
– “Vay ne kadar hızlıymış… Yakışıklı oğlan ama değil mi..?”
– “Evet sevgilim… Doğrusu yakışıklı… Yarağı de kocaman…”
At nalı biçiminde geniş bir sedirde oturuyorduk. Masa da sedirin çizdiği U’nun ortasındaydı. Oturduğumuz yerden dışardakileri göremiyorduk. Dışardakilerin de, özel olarak gelip içeri bakmadıktan sonra bizleri görmelerine olanak yoktu. Locanın duvarları buna izin vermıyordu. Yunanlı elini uzatıp duvardaki bir düğmeye bastı. Aynı anda geriş yerindeki kırmızı bir lamba yanıp sönmeye başladı. Biraz sonra da garson geldi yanımıza. Turgut Yunanlı’ya da danışıp, üçü içinde duble viski ısmarladı. Demek ki böyle hoş bir sistem kurmuşlardı burada. Kalabalığın içinde, insanın kendini alabildığınce e özgür hissedebileceği yerler, bağımsız odacıklar oluşturmuşlardı.
Garson içkileri getirince, Hemen ikincisini ısmarlayıp, bardağımı kafama diktim. Bu gece kulübünün özelliklerini değerlendirebilmek için, biraz kafamım iyi olmazı gerektiğini biliyordum. İkinci içkim geldiğinde, birinciyi bitirmiştim bile. Ondan da bir yudum alırken, Yunanlı elimi tutup Beni yeniden dansa kaldırdı.
Piste kadar gitmemiştik. Loca’nın hemen önünde ona sımsıkı sarılıp, Kocaman yarağını yeniden karnıma dayamıştım Yunanlı. Yavaş müziğin ritmine kapılıp, hafif hafif sallanmaya başladı. Bu sefer Belime sarılmak yerine, kalçalarımı avuçlamıştı oğlan. Ben de kollarımı Onun boynuna dolamış, memelerimi göğsüne yapıştırmıştım. Birden kafaya diktiğim viski, damarlarım da dolaşmaya başlamıştı bile. Bu gece, müthiş şeyler yaşayacağımdan emindim artık. Yunanlı’nın elleri, kalçalarımı, mıncık mıncık yoğuruyor. Eteğimin iyice sıyrıldığını ve arkadan bakanların çıplak kıçımı görebileceklerini fark ediyor, iyice heyecanlanıyordum.
– “Götün çok güzel…” dedi birden Yunanlı.
Elleri şimdi çıplak tenime değiyordu. Onun parmaklarından birinin kalçalarımın arasına gıdığını hissettim. Bir anda götümün küçük deliğini buluvermişti oğlan. Tüm vücudum titredi bu temasla. Biraz daha devam ederse, orgazm olacaktım nerdeyse.
– “Götümü verir misin bana..?” diye devam ettim Yunanlı, “Götünü siktirir misin bana..?”
Bu soruya yanıtım, kalçalarımı biraz arkaya itmek ve götümün deliğini, hafif hafif okşamakta olan parmağın üstüne bastırmak oldu yalnızca. Yeterince açık bir cevaptı bu. O anda birden yanımız da bir başka Yunanlı bitiverdi. Yunanca’nın o hızlı ritmiyle, bir şeyler konuşmaya başladılar. Başımı çevirip yeni gelene baktım. Bu da çok yakışıklı biriydi doğrusu. Göz göze geldiğimizde, bayğın bayğın gülümsedim ona. Sonra müthiş bir şey oldu ve ikinci Yunanlı, bir anda bana arkadan sarılıverdi. Şimdi üçümüz birlikte dans ediyorduk. İkinci bir yarağın kıçıma dayandığını hissediyordum. Ayakta sandviç yapıyorlardı Beni. Yine bacaklarım titriyordu.
Artık biraz oturmak istiyordum. Üçümüz birlikte locaya döndük. Otururken, ustaca bir manevra ile, Beni aralarına aldılar iki Yunanlı. İlk oğlan, Turgut ile benim aramda kalmıştı. Viski bardağına uzanıp, Kocaman bir yudum aldım. En dışta oturan yeni Yunanlı, bu arada bacaklarımı okşamaya başlamıştı bile. Bir taraftan da Turgut’la konuşmaya girişmişti. Arkadaşından daha konuşkan olduğu kesindi.
Birden, yandaki locadan gelen müthiş bir inleme dikkatimi çekti. Bir kadın sesiydi bu. Sonra bir daha ve bir daha geldi o inanılmaz tahrik edici inleme sesi. Meraklanmıştım. Ayağa kalkıp, dizlerimi sedire dayadım ve duvarın üstünden yan tarafa baktım. İlk gözüme çarpan, sürekli yukarı aşağı hareket eden çıplak ve bembeyaz kalçalar oldu. Sonra onların arasında bir görünüp bir kaybolan, Kocaman ve kapkara yarağı fark ettim. Sarışın bir turist kadın, bir Yunanlı’nın kucağındaydı. Tanrım, oracıkta sikişiyorlardı. Bir anda, alabildiğine tahrik olduğumu hissettim. Gözlerimi ayıramıyordum önümdeki manzaradan.
– “Ne oluyor..?” diye sordu Turgut bu arada.
– “Ahhh galiba sikişiyorlar… Adamın Kocaman yarağının üstüne oturmuş kadın… Sikişiyorlar…”
Doğrusu bu kadarını beklemiyordum. Bu gece kulübünde işlerin el peşrevlerimden öteye gitmeyeceğine inanmıştım nedense. Ama şimdi yanılmış olduğumu görebiliyordum. Başımı çevirip, iki yanımda oturmakta olan Yunanlı’lara baktım. İkisinin de gözleri, kalçalarıma dikiliydi. O zaman, sedirin üstüne böyle dizlerimi dayayıp durduğumda, adamların gözlerimin önüne ne kadar müthiş bir manzara sergilemiş olduğumu fark ettim. Hemen peşinden de, sonradan gelen oğlanın elini, yine bacaklarımın arasında hissederek titredim. Elimde olmadan araladı bacaklarım. Yunanlı’nın eli hızla yukarı çıktı ve parmaklarından biri amımı buluverdi. Ağzımdan küçük bir inleme kaçarken, dönüp Turgut’a baktım. Büyülenmiş gibi, olup biteni seyrediyordu Turgut. Sonra bakışlarımı yeniden yan locadaki sikişe çevirdim.
Şimdi kadın, daha hızlı oturup kalkıyordu adamın kucağına. Onun orgazm olmak üzere olduğunu anladım. Tüm gücümle kendimi sıkıyor, kendimin orgazmını engellemeye çalışıyordum. Kadının vücudunun titremekte olduğunu gördüm. Peşinden de, müthiş bir inlemeyle yığıldı erkeğin kucağına kadın. Yeniden viski bardağını saldırdım sonra da. Arkama yaslanıp Turgut’a baktım.
Turgut’un sesi bile çıkmıyordum., Onun yüzünün şehvetle kasılmış olduğunu görebiliyordum. Az önce, yanımdaki Yunanlı’nın elinin bacaklarımın arasına girip amıma gittiğini, mutlaka görmüş ve bundan etkilenmişti belli ki.
– “Hoşuna gitti değil mi..?” diye sordum “Söyle bana, hoşuna gitti değil mi, adamın parmağını amıma sokup beni zevkten mahvetmesi..?”
– “Belli olmuyor mu..?”
– “Biliyor musun sevgilim..? Daha yeni başlıyor her şey… Bu Yunanlı’lar beni sikecekler… Burada sikecekler… Senin yanımda sikecekler beni… Hem de senin yanında sikecekler, sana göstere göstere… Senin de boynuzların uzayacak”
Sonra sırtımı yaslayıp, iki yanımdaki Yunanlı’lara baktım. İlki, daha konuşmaya başlar başlamaz Beni sikmek istediğini söylecek kadar hızlıydı gerçi ama, sonradan katılan, daha da hızlı çıkmıştı. Yine eli bacaklarındaydı. Elbette ki ona güçlük çıkarmayı düşünmüyordum. Dizlerimi iyice aralamış, Yunanlı’nın okşayan eline özgürlük tanımıştım. Eteğim iyice sıyrılmıştı artık. Kendim bile amımı görebiliyordum böyle otururken. Sonra öbür Yunanlı’nın elini de bacaklarım da hissettim.
Turgut, garsonu çağıran düğmeye bir kere daha basmış ve içkileri tazelemişti bu arada. Elimde viski bardaklarını dizdiği tepsiyle içeri gelen garson da bayağı yakışıklıydı doğrusu. Bardakları masanın üstüne korken, biran gözlerimin içine baktı. Sonra da bakışlarını aşağıya, bacaklarıma çevirdi. İki taraftan iki el, bacaklarımın iç taraflarını okşuyordu şimdi. Onun da yarağını kaldırdığımı görebiliyordum. İşte bu çok hoştu doğrusu. Oğlanın gözlerinin içine baka baka, iki elimi birden, iki yanımdaki Yunanlı’larını skilerine götürüp okşamaya başladım. Ama daha fazla kalmadı garson locada. Yapılacak çok işi olmalıydı.
Ne var ki, Yunanlı’ların siklerini okşamaya başlamakla, dönüşü olmayan bir yola da girmiş oluyordum. Adamlar giderek azgınlaşıyordu artık. İki parmak birden amımın dudakların da dolaşmaya, zaman zaman içime girip çıkmaya başlamıştı şimdi., içimdeki sikilme isteğimin giderek büyüdügünü, adeta engellenemez bir hale geldiğini hissediyordum. İkisinin de sikleri Kocamandı Yunanlı’ların. Bu, başımın dönmesine neden oluyordu. Aceleci parmaklarımla ikisinin de fermuarlarını indirmeye koyuldum. Sonra ellerimi içeri uzatıp, aklımı başımdan alan sikleri dışarı çıkardım. İki elim de doluydu şimdi. Kocaman, kapkara, kalın ve ateş gibi yanan siklerle doluydum. Sol tarafımda oturan şimdi elini bacaklarımın arasından çekmiş ve arakadan getirip kalçalarımın altıma sokmuştu. Biraz önce amımın dudaklarını okşayan, hafif hafif içine girip çıkan parmak, şimdi götümü bulmuştu bile. Alabildiğine hassas küçük deliğimin, inanılmaz bir açlıkla açıldığını ve Yunanlı’nın parmağını adeta içine çektiğini hissediyordum. Kalçalarım, kontrol dışı hareketlerle çalkalanmaya başlamıştı. Öbür Yunanlı da, şimdi parmağını amıma küçük bir sik gibi sokup çıkarmaya başlamıştı. Başımı kaldırıp Turgut ile göz göze geldim .
– “Ahhhh sevgilim…” diye inledim sonra da, – “Parmaklarıyla sikiyorlar beni… Biri amımı, öbürü götümü sikiyor parmaklarıyla… Ohhhh çok güzel sevgilim… Utanmaz bunlar… Burada sikecekler beni… Ohhhh burada sikecekler sevgilim… Senin yanında… Ahhhh senin yanında… Ahhhhh Turgut’un yanımda sikecekler beni… Ohhhh çok güzel… Ohhhhh… Karını sikecekler… Ohhhh çok güzel…”
Turgut’un gözleri sabitleşmiş gibiydi., Onun yanaklarının iyice kızarmış olduğunu görebiliyordum. Şortunun önü kabarmıştı. Ellerimdeki sikleri bırakmadan, sağ tarafımdaki Yunanlı’nın üstünden öne eğildim ve dudaklarımı Turgut’a uzattım. Öpüşmeye başladık. İki tane hiç tanımadığım, isimlerini bile bilmediğim Yunanlı, aynı anda amınla götümü parmaklarıyla sikerken, Turgut ile öpüşüyordum. Kafam zevkten patlayacak gibi olmuştu. Turgut’un dilini yakalayıp emmeye başladım. Aynı anda da orgazm olmaya başladım birden. Vücudum titriyor, sarsılıyordum.
Daha kendime tam gelemeden, sol tarafımdaki Yunanlı’nın Beni kalçalarımdan kavrayıp, kucağına çektiğini fark ettim. Sonra, artık elimden kurtulmuş olan o koskocaman yarağın başını, götümün deliğinde hissediverdim. Yavaş yavaş giriyordu Yunanlı’nın yarağı. Götüm iyice açılıyor ve hepsini birden içine alabilmek için çırpınıyordu sanki. Sonra Beni Belimden tutup, iyice kucağına çekti Yunanlı. Kendimi bıraktım ve adamın taşaklarının kalçalarımın altında ezildiğini hissettim. Dibine kadar sokmuştu Yunanlı.
Zevkten kısılmış gözlerle, olup bitenleri büyülenmiş gibi seyreden Turgut’a baktım yeniden. Sonra da, sağ eliyle yarağını hala sıkı sıkı tutmakta olduğum ikinci Yunanlı’nın ayağa kalktığını fark ettim. Gelip tam önünde durdu adam. Ellerini uzatıp eteğimi iyice sıyırdı. Doğrudan doğruya amıma bakıyordu. Ben ise gözlerimi Onun Kocaman yarağınden alamıyordum bir türlü. Bir yay gibi yukarı kıvrık, inanılmaz büyük, inanılmaz kalın, kapkara ve kıllıydı. Göz ucuyla Turgut’un da büyülenmiş gibi aynı yere baktığını fark ederek, büsbütün heyecanlandım. Sonra vücudumun üst kısmımı geriye verip, kucağında oturduğum Yunanlı’nın göğsüne iyice yasladım ve bacaklarımı havaya kaldırıp, kendimi önümdeki Yunanlı’ya iyice açtım. Bundan daha açık bir davet olamazdı herhalde. Adam da, daha fazlasını beklemedi zaten. Bir eliyle tuttuğu yarağının başını getirip, amımın susamış bir ağız gibi açık duran dudaklarının arasına sokuşunu izledim. İnanılmaz bir hısrla soktu Yunanlı. O Kocaman yarağı, bir anda, dibine kadar gömüldü amıma. Bu da, ağzımdan çığlığa benzeyen bir inleme çıkmasına sebeb oldu. Sikiliyordum. Aynı anda hem amımdan, hem de götümden. Kocaman Yunanlı sikleri, içime girip çıkıyor, Beni zevkten delirme noktasına getiriyordu. Başımı çevirip tekrar Turgut’a baktım. Bir zevk maskesine dönüşmüştü Turgut’un yüzü.
– “Ohhhhh sevgilim…” diye inledim, – “Sikiyorlar beni… Ohhhh sikiyorlar beni… Ahhhh seyret n’olursun… Seyret… Karını sikiyorlar… Ohhhhh hem amımı, hem götümü sikiyorlar sevgilim bilsen ne kadar büyük bir zevk bu… Ohhhh bir bilebilsen… Karnının için sik dolu sevgilim…”
Öylesine büyük bir zevk alıyordum ki, neredeyse her yanım uyuşmuş zevkten başka bir şey düşünemez hale gelmiştim. İki tanımadığım Yunanlı’nın arasına sıkışmış, kıvrana kıvrana, çırpına çırpına sikiliyordum. Hem de Turgut’un gözleri önünde ve kalabalık bir gece kulübünün içinde. Peş peşe orgazm olmaya gelmeye başlamıştım artık. Sonra, yarı aralık gözlerle Turgut’un garsonu çağıran düğmeye bastığını görüp, daha da heyecanlandım. Kısa bir süre sonra da, garson geldi locaya. Bir an öylece durup, müthiş bir tempoyla sikişmekte olan üçlüyü seyretti. Elimdeki tepside, dört bardak viski vardı. Anlaşılan, bu sefer sipariş almadan, yalnızca tahmin ederek getirmişti içkileri. Bardakları masaya korken, Onun pantolonunun önünde meydana gelen müthiş kabarıklıktan gözlerimi alamaz olmuştum. Birden elimi uzatıp, bir pençe gibi kavradım garsonun yarağını. Onu da istiyordum. Amıma ve götüme girip çıkmakta olan sikler yetmemiş gibi, onu da istiyordum. İçinden gelen bir ses, Turgut’un garsonu çağırmasının nedeninin bu olduğumu söylüyordu zaten. Anlaşılan, garson da iyice tahrik olmuştu gözlerinin önündeki manzaradan. Fazla üzmedi beni. Hızla fermuarını indirip, dışarı çıkardı yarağını. Birden iyice heyecanlandım. Ağzımın sulandığını hissediyordum. İçime girip çıkmakta olan siklerin ikisinden de daha büyüktü garsonun yarağı. Gerçekten inanılmaz bir şeydi bu. Yeniden elimi uzatıp, sımsıkı kavradım bu muhteşem erkeklik abidesini. Sonra da çekmeye başladım. Ağzı açılmıştı bile. Garson, hızla sol tarafıma geçti ve divanın üstüne çıkıp, iyice sokuldu bana. Ağzımı daha da açıp bekledim.
Sonra garson, o inanılmaz büyüklükteki yarağını, ağzıma sokuverdi bir anda. Tıpkı bir ama sokar gibi. Hemen aynı anda da kalçaları hareketlendi. Artık ağzından da sikiliyordum. Garson yarağını, ağzıma sokup çıkarıyor, beni kelimenin tam anlamıyla ağzımdan sikiyordu.
Artık dünyadan tümüyle kopmuştu Ağzım. Sanki yalnızca üç noktası olan bir evrene hapsolmuş gibiydi. Amım, götüm ve ağzımdı bu noktalar. Birbirinden büyük sikler, bu üç noktadan o evrene girip çıkıyor, beni zevkten delirtiyorlardı.. Gözüm de şimşekler çakıyordu. Birden ağzımın içine dolan yakıcı sıvıyı hissederek, hırsla emmeye başladım. İlk fışkıran garson olmuştu. Tohumlarını gırtlağımın en dibine fışkırtıyor, ben de büyük bir istek ve iştahla, hepsini yutuyordum. Sonra götümdeki sik fışkırtmaya başladı tohumlarını. Karnımın içi sanki ateşle dolmuş gibi olmuştu. Hemen peşinden de, amını sikmekte olan Yunanlı’nın spermleri geliverdi. Ağzıma, dev bir elin beni tutup boşluğa fırlattığı hissine kapılarak, kendimden geçtim.
Yeniden kendime geldiğinde, divanın üstünde oturuyordum. Turgut yanıma gelmiş, bana sarılmıştı. Locada ikimizden başka kimse kalmamıştı. Biraz önce aynı anda amından ve götünden siken iki Yunanlı gitmişlerdi.
– “Ahhhh…” diye inledim yorğun bir sesle, – “Siktiler beni kocacığım… Ohhh siktiler beni…”
Turgut, derin derin soluk alıyordu. Şortunun önünde büyük bir kabarıklık meydana gelmişti. Başını çevirip, garsonun spermleriyle ıslanmış dudaklarımı onun ağzına verdin. Bir anda, çılgın gibi öpüşmeye başladık. Turgut’un çılgınlık derecesinde tahrik olduğunu görebiliyordum. Bu da, inanılmaz bir biçimde başımın dönmesine neden oluyordu yalnızca. Kendini bırakıp, Turgut’un, ağzımın içinde kalan tüm spermleri yalayıp yutmasına izin verdim.
Sonra ayrıldık. Elimi uzatıp, garsonu çağıran düğmeye bastım. Canım bir içki daha istiyordu şu anda. Ama, az önce yarağını ağzıma sokup bellerini gırtlağıma fışkırtan garson içeri girdiğinde, tek istediğimin bu olmadığını anladım. Aklım, Garsonun kocaman’un yarağında kalmıştı.
– “Bence bu sefer üç viski getir…” dedim garsona, – “Sonra sen de biraz bizimle oturup, birini iç… Ne dersin..?”
– “Viski getireyim… Ama ben oturamam burada… Yasak bu…”
– “Ama biraz önce…”- “Biraz önce yaptığım daha da yasak aslında… Ama dayanamadım işte… Çok güzelsin… Üstelik içeri girdiğimdeki manzara da, çok tahrik ediciydi…”
– “Ama doymadım ben… Bir daha istiyorum…”
– “Burada imkansız… Aslında ben de sana doymadım ama, söyledim ya imkansız…”
– “Ahhh bu çok fena…”
– “Bence de… Ama eğer istersen, işim bittikten sonra birlikte olabiliriz… Bir saatim kaldı zaten…”
– “Bak bu iyi işte… Peki nereye götüreceksin bizi..?”
– “Evime… Buraya çok yakın… Üç arkadaş, birlikte ev tuttuk…”
– “Ahhh bu daha da hoşuma gitti işte…”
– “Tamam o zaman… Çıkarken haber veririm size… Yanındaki erkek de gelecek mi..?”
– “Ohhh tabii… kocam o benim… Hem, o da bayılıyor böyle şeylere…”
– “Benim için fark etmez…”
– “Peki arkadaşların nasıl..?” diye sordum bir elimi uzatıp garsonun yarağını pantolonunun üstünden tutarken,
– “Yakışıklı ve büyükler mi onlar da..?”
– “Büyük seviyorsun galiba…”
– “Ohhh bayılıyorum hem de…”
– “Peki kocanınki de büyük mü bari..?”
– “Hayır… Onunki küçücük…”
– “İşe yarıyor mu bari..?”
– “Eğer yarağından söz ediyorsan, daha büyüğü olmadığı zaman işe yarıyor tabii… Eğer kendisinden söz ediyorsan, bir boka yaramayan Adi herifin teki..?”
– “Tahmin ediyorum…”
– “Bu iyi işte…”
– “Tamam o zaman… Ben işime bakıyorum şimdi…”
Sonra locadan çıkıp gitti garson. Arkama dönüp Turgut’a baktım. Gözleri parlıyordu Turgut’un. Olup bitenin onu inanılmaz bir biçimde heyecanlandırdığı belliydi. Aslında kendimin de inanılmaz bir biçimde tahrik olduğumu ferk ediyordum. Gerçekten de sıradışı bir durumdu yaşadıklarım. İki gündür, hiç tanımadığım veya çok az tanıdığım erkekle bazılarıyla zorla bazıları ile gönüllü olarak ona yakın erkekle yatmış onlarla aklıma hayalime gelmeyen porsiyonlarda sevişmiştim Yunanlılar, beni Turgut’un yanında sikmişlerdi. Hem de ne biçim sikmişlerdi. Şimdiye kadar hiç sikilmediğim gibi. Amım, götüm ve ağzmı, aynı anda Yunanlı sikleriyle dolmuştu. Turgut da, bütün bunları, hemen yanı başımdan seyredip, uçmuştu adeta.
Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, az önce garsonla yaptığım konuşmadaki, onu aşağılayan sözler de tahrik etmişti Turgut’u.
– “Hayatından memnun musun İstediğin oldu mu..?” diye sordum Turgut’a.
– “Memnun olduğumu biliyorsun… Ya sen..?”
– “……..” Cevap vermedim. Onun yerine locadan çıkıp bara doğru giderek bir taburenin üzerine çöktüm ve pistfe dans edenleri izlemeye başladım. Turgut’da peşimden gelmişti.

Kategoriler:

Genel

Yorum Ekle

E-Mail Adresiniz Yayınlanmayacak. Zorunlu Alanlar *

*